A
18

Madde 36

Halife a?a??daki salahiyetlere sahiptir:

  1. Ümmetin i?lerini gözetmek için Allah’?n kitab?ndan ve resulünün sünnetinden sahih içtihat ile istinbat edilmi? gerekli ?er-i hükümleri benimser. Böylece bunlar, itaat edilmesi farz olan ve muhalefet edilmesi caiz olmayan kanunlar haline gelir.

  2. Devletin hem iç hem de d?? siyasetinden sorumludur. Ordunun liderli?ini üstlenen odur. Sava? ilan etme, bar??, ate?kes ve di?er anla?malar? yapma hakk?na sahiptir.

  3. Yabanc? elçileri kabul etmek ve reddetmek, Müslüman elçileri tayin etmek ve azletmek onun hakk?d?r.

  4. Muavinleri ve valileri tayin eden ve azleden odur. Bunlar?n tamam? halifeye kar?? mesul olduklar? gibi Ümmet Meclisine kar?? da mesuldürler.

  5. Mezâlim Kâd?s?’n?n halife veya muavinler veya kâd?larla ilgili bir davaya bakmas? durumu d???nda Kâdi’l Kudâ’y? [Ba? Kâd?’y?] ve kâd?lar? (yarg?çlar?) tayin eder ve azleder. Yine daire müdürlerini, ordu komutanlar?n? ve livalar?n emirlerini tayin eder ve azleder. Bunlar?n tamam? halifeye kar?? mesuldürler, ama Ümmet Meclisine kar?? mesul de?ildirler.

  6. Mucibince devlet bütçesini belirleyecek ?er-i hükümleri benimseyen odur. Gerek gelirlere gerekse giderlere müteallik olsun, her cihetten gerekli bütçe fas?llar?n? ve mebla?lar?n? belirleyen de odur.

29 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence

Maddedeki mezkur bu alt? f?kran?n delilleri ise a?a??daki ?ekildedir;

 (a) f?rkas?n?n delili; icmâ-us sahâbedir. ?öyle ki: Kanun ?st?lahi bir laf?zd?r ve “insanlar?n gere?ince hareket etmeleri için sultan taraf?ndan yay?nlanan emir” anlam?ndad?r. Nitekim kanun ?öyle tan?mlanm??t?r: “Sultan?n insanlar?, kar??l?kl? alakalar?nda uymaya mecbur etti?i kaideler toplam?d?r.” Yani sultan [hakimiyet sahibi yönetici] birtak?m hükümler emretti?i zaman, bu hükümler kanun halini al?r ve insanlar?n ba?lanmas?n? gerektirir. Sultan?n emretmedikleri ise kanun olmaz ve insanlar?n ba?lanmas?n? da gerektirmez. Müslümanlar ise ?er-i hükümlere göre hareket ederler. Dolay?s?yla sultan?n emirleri ve nehiylerine göre de?il, Allah’?n emirleri ve nehiylerine göre hareket ederler. Dolay?s?yla da gere?ince hareket ettikleri ?er-i hükümlerdir, yöneticilerin emirleri de?ildir. Ancak sahabeler, bu ?er-i hükümler hakk?nda ihtilaf etmi?lerdir. ?er-i nasslardan, baz?lar? bir ?ey anlarken, baz?lar? ba?ka bir ?ey anlam??lard?r ve her biri kendi anlay???na göre hareket etmi?tir. ??te onun bu anlay???, kendisi hakk?nda (nezdinde) Allah’?n hükmü olmaktad?r. Lakin burada, ümmetin i?lerinin güdülmesinin Müslümanlar?n tamam?n?n tek bir görü? üzerinde topluca hareket etmelerini ve herkesin kendi içtihad?na göre hareket etmemesini gerektiren birtak?m ?er-i hükümler söz konusudur. Nitekim bu, bilfiil gerçekle?mi?tir. Zira Ebû Bekir’in görü?ü, mal?n Müslümanlar aras?nda e?itlik ile da??t?lmas? gerekti?i, çünkü hepsinin e?it haklar? bulundu?u ?eklinde idi. Ömer’in görü?ü ise Resulullah ’e kar?? sava?anlara, Resulullah ile birlikte sava?anlar kadar verilmesinin ve fakire zengin kadar verilmesinin sahih olmayaca?? ?eklinde idi. Ne var ki Ebâ Bekir halife idi ve kendi görü?ü ile amel edilmesini emretmi?ti. Yani mal?n e?itlik ile da??t?lmas?n? benimsemi?ti. Müslümanlar da bu konuda ona ba?lanm??lar, kâd?lar ve valiler de gere?ince hareket etmi?lerdi. Ömer de ona tâbi olmu?, Ebî Bekir’in görü?ü ile amel edip o görü?ü infaz etmi?ti. Ömer halife olunca, Ebî Bekir’in görü?üne muhalif bir görü? benimsedi. Yani mal?n e?itlik ile de?il, üstünlük ile da??t?lmas? ?eklindeki kendi görü?ü ile amel edilmesini emretti. Böylece mallar, önceli?e ve ihtiyaca göre da??t?ld?. Müslümanlar da ona ba?land?lar, kâd?lar ve valiler de bununla amel ettiler. Dolay?s?yla imam?n, sahih içtihat yoluyla ?eriattan al?nm?? muayyen hükümler benimsemeye, bunlar ile amel edilmesini emretmeye, kendi içtihatlar?na muhalif olsa dahi Müslümanlar?n bunlara itaat etmeleri, kendi görü?leri ve içtihatlar? ile amel etmeyi terk etmeleri gerekti?ine dair icmâ-us sahâbe akdolunmu?tur. ??te benimsenen bu hükümler, kanunlard?r. Bundan dolay? kanunlar ç?karmak, tek ba??na halifenin hakk?d?r ve ondan ba?ka hiç kimse, bu hakka mutlak olarak sahip de?ildir.

 (b) f?rkas?n?n delili; Resul ’in amelidir. ?öyle ki: Valileri ve kâd?lar? tayin eden ve muhasebe eden o idi. Al??veri?i denetleyen ve aldatmay? engelleyen o idi. Mal? insanlar aras?nda da??tan o idi. ??sizlerin i? bulmalar?na yard?mc? olan o idi. Devletin bütün iç i?leri ile kaim olan o idi. Yine krallara hitap eden o idi. Heyetleri kabul eden o idi. Devletin bütün d?? i?leri ile kaim olan o idi. Yine ordunun fiilî liderli?ini üstelenen de bizzat O idi. Gazvelerde çarp??malar?n liderli?ini dahi bizzat üstlenmi? idi. Seriyyelerde de seriyyeyi gönderen ve komutan?n? tayin eden o idi. Hatta Usâme ?bn-u Zeyd’i, ?am beldeleri üzerine gönderdi?i bir seriyyenin komutan? olarak tayin etti?i vakit, kimi sahabeler Usâme’nin ya??n?n küçüklü?ü nedeniyle bunu ho? kar??lamam??, fakat Resul onlar? Usâme’nin komutanl???n? kabul etmeye mecbur etmi?ti. Bu da halifenin, ordunun yaln?zca en üst rütbeli komutan? de?il, ayn? zamanda ordunun fiilî lideri oldu?una delalet etmektedir. Yine Kurey?’e kar?? sava? ilan eden Resul idi. Benî Kurayza’ya kar??, Benî Nadîr’e kar??, Benî Kaynuka’ya kar??, Hayber’e kar?? ve er-Rum’a kar?? sava? ilan eden hep o idi. Yap?lan her sava?? ilan eden bizzat O idi. Bu da sava? ilan?n?n ancak ve sadece halifenin hakk? oldu?una delalet etmektedir. Yine Yahudiler ile anla?malar akdeden o idi. Benî Mudlic ve müttefikleri olan Benî Damra ile anla?malar akdeden o idi. Eyle hükümdar? Yuhanna ?bn-u Ru’be ile anla?malar akdeden o idi. Müslümanlar Hudeybiye Anla?mas?’na çok öfkelendikleri halde onlar?n sözlerini dikkate almay?p görü?lerini reddederek Hudeybiye Anla?mas?’n? akdeden ve anla?may? imzalayan da o idi. Bu da ister bar?? anla?mas? isterse di?er anla?malar olsun, anla?malar? akdetmenin, ba?kas?n?n de?il, halifenin hakk? oldu?una delalet etmektedir.

 (c) f?rkas?n?n delili; Museylemet-ul Kezzâb’?n elçilerini kabul eden, Kurey?’in elçisi olarak Ebâ Râfî’i kabul eden, Hirakl’e , Kisrâ’ya , el-Mukavk?s’a , el-Hîra Kral? el-Hâris el-?assânî’ye, el-Yemen Kral? Hâris el-Himeyrî’ye ve el-Habe? Kral? Necâ?î’ye elçiler gönderen, Osman ?bn-u Affân’?, Hudeybiye’de Kurey?’e elçi olarak gönderen Resul idi. Bu da yabanc? elçileri kabul edecek ve reddedecek, Müslüman elçileri tayin edecek ve azledecek olan?n halife oldu?una delalet etmektedir.

 (d) f?rkas?n?n delili; valileri tayin eden Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] idi. Nitekim Yemen’e vali olarak Muaz’? tayin eden o idi. Valileri de azleden o idi. Nitekim Bahreyn halk?n?n ?ikayetçi olmas?ndan dolay? el-Alâ ?bn-ul Hadrâmî’yi azleden o idi. Bu da valilerin, halife kar??s?nda mesul olduklar? gibi vilayet halk? kar??s?nda da mesul olduklar?na ve yine tüm vilayetleri temsil etmesinden dolay? Ümmet Meclisi kar??s?nda da mesul olduklar?na delalet etmektedir. Valiler aç?s?ndan böyledir. Muavinlere gelince; Resul ’in iki muavini vard? ki onlar Ebû Bekir ile Ömer idi. Hayat? boyunca onlar? azletmedi ve onlardan ba?kas?n? da tayin etmedi. Her ikisini tayin eden de bizzat o idi ancak onlar? hiç azletmedi. ?u da var ki muavin sultas?n? ancak halifeden ald???na ve onun naibi mesabesinde oldu?un göre vekilin vak?as?na k?yasen onu azletmek halifenin hakk? olur. Çünkü müvekkil, özel hallerde azlinin yasaklanmas?na ili?kin nass?n varit olmas? d???nda vekilini azletme hakk?na sahiptir.

 (e) f?rkas?n?n delili; Resul , Ali’yi Yemen’e kâd? olarak atam??t?r. Yine el-?stiyab’da Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Muaz ?bn-u Cebel’i Yemen’in el-Cenede nahiyesine kâd? olarak tayin etti?i geçmi?tir.

Ömer de valileri ve kâd?lar? tayin eder ve azlederdi. Nitekim ?urayh’? Kûfe’ye kâd? olarak, Ebâ Mûsâ’y? Basra’ya kâd? olarak tayin etmi?, ?urahbîl ?bn-u Hasne’yi ?am valili?inden azledip yerine Yezid ?bn-u Ebî Sufyan’? sonra da Muaviye’yi tayin etmi?ti. ?urahbîl kendisine [أعجزت أم خنت] “Acizlik mi gösterdim yoksa hainlik mi ettim ey Emir-ul Müminin?” diye sorunca ?öyle cevap vermi?ti: [لم تعجز ولم تخن] “Acizlik de göstermedin ihanet de etmedin.” ?urahbîl dedi ki: [ففيم عزلتني] “O halde beni ne diye azlettin.” Ömer dedi ki: [تحرجت أن أؤمرك وأنا أجد أقوى منك] “Seni tayin etmekle güç duruma dü?tüm ve ben senden daha güçlü birini dü?ünüyorum.” Yine Ali [KerramAllahu Vechehu] da Ebâ Esved’i vali olarak tayin etmi?, sonra da azletmi?ti. Ebû Esved: [لم عزلتني، وما خنت، ولا جنيت؟] “Beni neden azlettin? Ben ne hâinlik ettim, ne de suç i?ledim” deyince ?öyle cevap vermi?ti: [إني رأيتك يعلو كلامك على الخصمين] “Sesinin, davac?lar?n sesinden daha yükse?e ç?kt???n? gördüm.” Hem Ömer hem de Ali, bunu sahâbe gördü?ü ve i?itti?i halde yapt?. Fakat hiç kimse kendilerine tepki göstererek kar?? ç?kmad?. Tüm bunlar, halifenin genel yönden kâd?lar? tayin etmeye ve keza vekaletin vak?as?na k?yasen kâd? tayin etti?i kimseleri kendisine nâib k?lmaya da hakk? oldu?una delildir. Zira kendi salahiyetlerinden olan her ?eyde niyabet vermeye hakk? oldu?u gibi, tasarruflarda bulunmas? caiz olan her ?eyde vekâlet vermeye de hakk? vard?r.

Mezâlim kâd?s?n?n azlindeki istisnaya gelince; o da kâd?n?n, halife veya muavinleri veya kâd?’l kudâs? [ba? kâd?s?] aleyhine aç?lan bir davaya bakmas? halindedir. Bu ise الوسيلة إلى الحرام حرام “Harama vesile olan da haramd?r” ?er-i kaidesine istinadendir. Zira bu durumda halifeye onu azletme salahiyeti verilirse, kâd?n?n hükmüne etki edilmi? olur ve dolay?s?yla ?er-i hüküm ihlal edilmi? olur. Bu ise haramd?r. Çünkü bu durumda mezâlim kâd?s?n? azletme salahiyetini halifenin eline vermek harama vesiledir. Hele ki bu kaide için yeterli olan, zann?-? galiptir (a??r basan kanaattir), kesinlik (mutlaka harama vesile olmas?) de?ildir. Bundan ötürü bu durumda mezâlim kâd?s?n? azletme salahiyeti Mezâlim Mahkemesine aittir, di?er durumlarda ise hüküm asl? üzere kal?r, yani onu tayin etme ve azletme hakk? halifeye ait kal?r.

Daire müdürlerinin tayinine gelince; Resul devletin cihazlar?ndaki idare için katipler tayin etti ki bunlar daire müdürleri mesabesinde idi. Nitekim el-Mu’aykîb ?bn-u Ebî Fât?me ed-Dûsî’yi Mührünün ba??na tayin etti?i gibi ganimetler üzerine de tayin etti. Huzeyfe ?bn-ul Yeman’? el-Hicâz mahsullerinin miktar?n? tahmin edip yazmak üzere tayin etti. Ez-Zubeyr ?bn-ul Evvâm’? sadaka (zekât) mallar?n? yazmak üzere tayin etti. El-Mu?ira ?bn-u ?u’be’yi borçlanmalar? ve muamelat? (mali i?lemleri) yazmak üzere tayin etti… Hakeza.

Ordu komutanlar?na ve livalar?n emirlerine gelince; Resul Hamza ?bn-u Abdulmuttalib’i, deniz k?y?s? üzerinden Kurey?’e kar?? koymas? için otuz adam?n ba??na komutan olarak tayin etti. Ubeyde ?bn-ul Hâris’i altm?? adam?n ba??na tayin etti ve onu Kurey?’i kar??lamak üzere Râbi? Vadisi’ne gönderdi. Sâ’d ?bn-u Ebî Vakkâs’? yirmi adam?n ba??na tayin etti ve onu da Mekke’ye do?ru gönderdi. ??te böylece ordu komutanlar?n? tayin ediyordu. Bu da ordu komutanlar?n? ve livalar?n emirlerini tayin edenin, halife oldu?una delalet etmektedir.

??te bu ki?ilerin hepsi Resul kar??s?nda mesul olup ondan ba?ka herhangi bir kimse kar??s?nda mesul de?il idiler. Bu da kâd?lar?n, daire müdürlerinin, ordu komutanlar? ile kurmay ba?kanlar?n?n ve di?er görevlilerin ancak halife kar??s?nda mesul olduklar?na ve Ümmet Meclisi kar??s?nda mesul olmad?klar?na ve muavinler, valiler ve yönetici olmalar?ndan dolay? benzerleri olan amiller d???nda herhangi bir kimsenin Ümmet Meclisi kar??s?nda sorgulanamayaca??na, bilakis bunlar (muavinler, valiler, amiller) d???ndakilerin Ümmet Meclisi kar??s?nda mesul olmad?klar?na, bilakis hepsinin halife kar??s?nda mesul olduklar?na delalet etmektedir.

 (f) f?rkas?n?n delili; devlet bütçesi, hem gelirler kalemi hem de giderler kalemi aç?s?ndan ?er-i hükümler ile s?n?rl?d?r. ?er-i hükümlere göre olmad?kça ne tek bir kuru? toplan?r ne de tek bir kuru? harcan?r. Ancak giderlerin teferruatlar?n?n veya bütçenin bölümleri denilen konunun belirlenmesi halifenin görü?üne ve içtihad?na b?rak?l?r. Keza gelir bölümleri de böyledir. Mesela; haracî arazinin harac?n?n ne kadar olaca??n? ve cizyenin ne kadar al?naca??n? kararla?t?ran odur. Bunlar ve benzerleri, gelir bölümleri ile ilgili örneklerdir. Yollara ne kadar harcanaca??n? ve hastanelere ne kadar harcanaca??n? kararla?t?ran da odur. Bunlar ve benzerleri de gider bölümleri ile ilgili örneklerdir. ??te tüm bunlar halifenin görü?üne b?rak?l?r. Kendi görü?üne ve içtihad?na göre bu kararlar? alan halifedir. Nitekim amillerden gelirleri toplayan ve bunlar? ilgili yerlere harcayan bizzat Resul idi. Yine baz? valilere, gelirleri toplama ve harcama izni verdi?i de olmu?tu. Nitekim Muaz’? Yemen’e vali tayin etti?inde böyle olmu?tu. Sonra ra?idi halifeler, halife olmalar? vasf?yla kendi görü?lerine ve içtihatlar?na göre gelirlerin toplanmas? ve harcanmas? hususunda her biri di?erinden farkl?yd?. Hiç kimse de kendilerine kar?? ç?km?yordu. Yine halifelerden ba?ka herhangi bir kimse, tek bir kuru? toplamaya kalk??m?yor ve halifenin kendisine izin vermesi haricinde, tek bir kuru? harcamaya yeltenmiyordu. Nitekim Ömer ’in Muaviye’yi vali olarak tayin etmesinde böyle olmu? ve onu, toplamaya ve harcamaya yetkili genel vali olarak atam??t?. Tüm bunlar devletin bütçe bölümlerinin ancak halife veya tayin etti?i kimseler taraf?ndan konulabilece?ine delalet etmektedir.

??te bunlar, halifenin salahiyetlerinin ayr?nt?lar?na ili?kin tafsili delillerdir. Tüm bunlar? topluca ifade eden bir delil vard?r ki bu, Ahmed ile el-Buhari’nin Abdullah ?bn-u Ömer’den, Nebi ’i ?öyle buyururken i?itti?ini söyledi?i rivayetidir:  ... الإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْـئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ “?mam [halife, yönetici] çoband?r ve raiyyesinden mesuldür.” Ahmed, el-Beyhaki ve Ebî Avâne’in Abdullah ?bn-u Ömer’den yapt?klar? rivayet ise ?öyle geçmi?tir: الإِمَامُ رَاعٍ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ “?mam çoband?r ve o, raiyyesinden mesuldür.” Yani raiyyenin (yönetilenlerin) i?lerinin yürütülmesi ile alakal? bütün her ?ey, ancak halifeye aittir ve vekaletin vak?as?na k?yasen, diledi?i kimseyi, diledi?i konuda, diledi?i ?ekilde vekil tayin etme hakk?na sahiptir.