Bu maddenin delili; et-Tirmizi’nin tahric etti?i ?u hadistir. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ?öyle buyurmu?tur: وَأَمَّا وَزِيرَايَ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ فَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ “Yeryüzü ehlinden iki vezirim ise Ebû Bekir ve Ömer’dir.” Bu hadisi fakihlerin geneli kullanm?? ve alimlerin ço?u kabul etmi?tir. Dolay?s?yla bu hasen hadislerdendir. Dolay?s?yla da halifenin iki muavin tayin etmeye hakk? oldu?una dair ?er-i bir delil olmaktad?r. Hadiste onlara lügat manas? ile destekçi demek olan [وزير] “vezir” kelimesi ?tlak edilmi?tir. Nitekim Kuran-? Kerîm de vezir kelimesini, bu manada kullanm??t?r. Allahuteala ?öyle buyurmu?tur: وَاجْعَل لِّي وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِي“Ehlimden bana bir vezir k?l.” Yani muavin (destekçi) k?l demektir. Vezirlik Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] döneminden beri vard?. Bunun delili ise et-Tirmizi’nin hadisinin metnidir. Ancak yönetim ile kaim olan bizzat Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] idi. Nitekim yönetimle kaim oldu?u i?lerle kaim olmay? Ebû Bekir ve Ömer’e verdi?ine delalet eden bir ?ey mevcut de?ildir. Ancak o ikisini vezir yapmas?, o ikisine kendisinin yard?mc?l??? salahiyetini, o ikisinden her birine kendisinin yönetimden kaim oldu?u i?lerle kaim olma salahiyeti verdi?ine delalet eder. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in vefat?ndan sonra Ömer Ebî Bekir’in veziri idi ve halifenin kaim oldu?u yönetim i?leri ile kaim oluyordu. Bu o kadar zahirdi ki baz? sahabeler Ebî Bekir’e [والله ما ندري أنت الخليفة أم عمر] “Bilmiyoruz, Ömer mi halifedir, sen mi?” diyorlard?. Ebî Bekir’in vefat?ndan sonra Ömer’in iki veziri Osman ile Ali idi ve Ömer’in kaim oldu?u yönetim i?leri ile kaim olma haklar? vard?. Ancak Ömer’in güçlü ?ahsiyetinin yan?nda yard?mc?lar?n?n i?leri Ebî Bekir yan?nda Ömer’de oldu?u gibi aç??a ç?km?yordu. Fakat Ali’nin güçlü ?ahsiyetinden dolay? Ömer döneminde yönetim i?leri ile kaim oldu?u aç?kt?. Ömer’in vefat?ndan sonra Osman’?n iki veziri Ali ile Mervan idi. Ancak Ali, baz? i?lerden memnun de?ildi. Dolay?s?yla Osman ile birlikte i? yapt??? pek aç?k de?ildi. Sanki o uzak duruyor gibiydi. Ancak Mervan’?n vezirlik yapt???, yani yönetim i?leri ile kaim oldu?u aç?kt?. Keza halife, vezirini i?leri yürütmekle görevlendiriyordu. Nitekim bu, muavinin (vezirin) varl??? bak?m?ndan ra?idi halifelerin her birinde has?l olmu?tur. Ancak muavinlerin i?leri yürütmesi birinden di?erine farkl?l?k arz ediyordu. Vezir kelimesinin lügat manas?ndan, yani balifenin yard?mc?s?ndan anla??lan o ki hilafet i?lerinde yard?mc? demektir. Madem ki vezir kelimesi mukayyet de?il mutlak olarak gelmi?tir o halde hilafet i?lerinin hepsinde halifenin yard?mc?s? olmaktad?r. Hadisten anla??lan i?te budur. Nitekim Ebî Bekir ile birlikte Ömer’den has?l olan bunu teyit etmektedir. Dolay?s?yla ?eran vezirin manas? hilafet i?lerinin hepsinde halifeye yard?m eden kimse olmaktad?r. Ancak o, bu salahiyeti halife gibi zati olarak almamaktad?r. Bilakis bu salahiyeti sadece vezirli?in halife taraf?ndan kendisine tevdî edilmesi ile almaktad?r. Halifenin “falan ki?iyi kendime vezir veya muavin tayin ettim yada bana ait olan hususlarda yerime naib k?ld?m veya benzeri ifadeleri” demesi gibi. Nitekim el-Maverdi, Ahkam-u Sultâniye isimli kitab?nda veziri, tefvîz veziri olarak isimlendirmi? ve bu manas?yla tarif ederek ?öyle demi?tir: “Tefvîz vezirine gelince; imam?n, i?leri kendi görü?üne göre yürütmekle ve kendi içtihad?na göre infaz etmekle görevlendirdi?i kimseyi vezir yapmas?d?r.” Ancak yapt??? her i?in mütalaas?n? halifeye sunmas? kaç?n?lmazd?r. Çünkü o bir muavindir halife de?ildir. Dolay?s?yla o tek ba??na müstakil olamaz. Bilakis küçük veya büyük olsun her i?in mütalaas?n? halifeye sunmal?d?r.
??te muavinin veya vezirin bu vak?as? ?eran demokratik nizamdaki vezirli?in (bakanl???n) vak?as?ndan tamamen farkl?d?r. Zira demokratik nizamda vezirlik (bakanl?k), hükümettir (bakanlar kuruludur). Hükümet ise muayyen bir topluluk vasf?yla yönetimle kaim olan fertler toplam?d?r. Zira onlar?n nezdinde yönetim, tek bir ki?iye de?il cemaate aittir. Yani emirlik ferdi de?il cemaidir (kolektiftir). Dolay?s?yla yönetim salahiyetinin tamam?na sahip olan yönetici, bizzat vizarettir (bakanl?kt?r), yani hep birlikte bakanlar?n toplam?d?r. Onlardan her hangi birisi yönetimin tamam?na kesinlikle sahip olamaz. Yönetim salahiyetinin tamam? ancak hep birlikte bakanl???n tamam?na (bakanlar kuruluna) hasredilmi?tir. Tek bir bakan ise yönetim sahalar?ndan bir sahaya tahsis edilen bir görevi üstlenir ve bu yönde bakanl???n toplu olarak kendisi için belirledi?i salahiyetlere sahip olur. Bu sahada kendisi için kararla?t?r?lmam?? olan salahiyetler onun için de?il bakanl???n salahiyetleri olarak kal?r.
?slam’da ise (demokratik ?ekil üzere) yönetimi kolektif biçimde elinde tutan bakanlar kurulu yoktur. Bilakis emirlik Allah’?n kitab? ve resulünün sünneti ile hükmetmesi için ümmetin kendisine biat etti?i halifeye aittir. Halife ise hilafetin yükünü kald?rmada kendisine yard?m etmeleri amac?yla kendisi için niyabet yoluyla genel bir görevi ve umumi gözetimi üstlenecek muavinler (tefvîz vezirleri) tayin eder. Dolay?s?yla onlar, lügat manas? ile vezirdirler, yani halifenin kendilerini tayin etti?i hususlarda onun muavinidirler. Bunun içindir ki ?slam’daki vezir ve vizaret mefhumu ile bunlar?n demokratik nizamdaki mefhumlar? aras?ndaki fark tamamen aç?kt?r. Madem ki demokrasinin vezir ve vizaret kelimeler ile kast etti?i mana ?u anda insanlara egemen olan manad?r ve vezir denildi?inde ancak demokratik manaya hamledilmektedir o halde kar???kl??? gidermek ve bizzat sadece ?er-i manay? tespit etmek için halifenin muavinine s?n?rlama yapmaks?z?n vezir ve vizaret laf?zlar?n?n ?tlak edilmesi sahih olmaz. Bilakis ona gerçek manas? olan muavin lafz? ?tlak edilir veya vezir yada vizaret lafz?na onu demokratik manadan uzakla?t?racak ve (tefviz veziri) denilmesi gibi yaln?zca ?slami manay? belirtecek bir s?n?rlama getirilir.
Muavin, halifenin emri ile tayin edilir ve azledilir. Halifenin vefat etmesi halinde, muavinlerin velâyetleri sona erer ve geçici emir dönemi d???nda görevlerini sürdüremezler. Sonra görevlerini sürdürebilmek için yeni halifenin yeni tayinine ihtiyaç duyarlar, ayr?ca azil karar?na ihtiyaç duymazlar. Çünkü yönetimdeki velâyetleri, kendilerini muavin edinen halifenin vefat? ile zaten sona ermi?tir.