Devletin, yönetimde, yarg?da, i?lerin güdülmesinde yada benzeri konularda tebaan?n fertleri aras?nda herhangi bir ayr?m yapmas? caiz de?ildir. Bilakis ?rk, din, renk ve benzeri özelliklere bakmadan herkese tek bir bak??la bakmal?d?r.
Madde 6
Bu iki madde ister Müslüman isterse zimmet ehlinden olsun ?slam tabiiyetine sahip olan kimselerin hükümlerini beyan etmek için konulmu?tur. Müslümanlara gelince; Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], devlet d???nda ya?ayan ve tebaas?ndan olmayan Müslümanlar?, devletin tebaas?n?n sahip oldu?u haklardan mahrum etmi?tir. Zira Süleyman ?bn-u Burayde’nin babas?ndan ?öyle dedi?i rivayet edilmi?tir: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا أَمَّرَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْ سَرِيَّةٍ أَوْصَاهُ فِي خَاصَّتِهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَمَنْ مَعَهُ مِنْ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا، ثُمَّ قَالَ: اغْزُوا بِاسْمِ اللَّهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، قَاتِلُوا مَنْ كَفَرَ بِاللَّهِ، اغْزُوا وَلا تَغُلُّوا وَلا تَغْدِرُوا وَلا تَمْثُلُوا وَلا تَقْتُلُوا وَلِيدًا، وَإِذَا لَقِيتَ عَدُوَّكَ مِنْ الْمُشْرِكِينَ فَادْعُهُمْ إِلَى ثَلاثِ خِصَالٍ أَوْ خِلالٍ، فَأَيَّتُهُنَّ مَا أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ، فَإِنْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ، وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ، فَإِنْ أَبَوْا أَنْ يَتَحَوَّلُوا مِنْهَا فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ الْمُسْلِمِينَ يَجْرِي عَلَيْهِمْ حُكْمُ اللَّهِ الَّذِي يَجْرِي عَلَى الْمُؤْمِنِينَ، وَلا يَكُونُ لَهُمْ فِي الْغَنِيمَةِ وَالْفَيْءِ شَيْءٌ إِلاَّ أَنْ يُجَاهِدُوا مَعَ الْمُسْلِمِينَ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir orduya yahut bir seriyyeye emir tayin etti?i zaman, hassaten ona Allah’a kar?? takval? olmas?n? ve beraberindeki Müslümanlara da hay?r tavsiye eder, sonra ?öyle derdi: “Allah’?n ad?yla, Allah yolunda gazveye ç?k?n. Allah’? inkar edenler ile sava??n! Gazveye ç?k?n, ama haddi a?may?n, gadr (haks?zl?k) etmeyin, müsle (hakaret için cesetler üzerinde tahribat) yapmay?n, çocuklar? öldürmeyin! Mü?rik dü?manlar?nla kar??la?t???n zaman, onlar? üç haslete yahut s?fata davet et. E?er sana icabet ederlerse, onlardan kabul et ve art?k onlara dokunma! Önce ?slam’a davet et, e?er sana icabet ederlerse, onlardan kabul et ve art?k onlara dokunma! Sonra kendi darlar?ndan (beldelerinden) dâr-ul muhaciruna (dâr-ul ?slam’a) ayr?lmaya (hicrete) davet et ve onlara haber ver ki bunu yapmalar? halinde Muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, Muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur. E?er ondan (beldelerinden) ayr?lmay? reddederlerse, onlara haber ver ki Müslüman Arabiler (bedevîler) gibi olurlar; müminler üzerine icra edilen Allah’?n hükmü onlar?n da üzerine icra edilir, ama onlar?n ganimette ve feyde hiçbir hakk? olmaz, Müslümanlar ile birlikte cihat etmeleri müstesna.” Bu hadis, Dâr-ul ?slam’a hicret etmeyen ve devlet tabiiyetine sahip olmayan kimsenin Müslüman olsa dahi tebaal?k haklar?na sahip olmayaca?? hususunda sarihtir. Çünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Müslümanlar?n lehine ve aleyhine olanlar?n kendilerine de olmas? için onlar? ?slam’?n sultas? alt?na girmeye davet etmi?tir. Zira ?öyle buyurmu?tur: [ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ، وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ] “Sonra kendi dârlar?ndan (beldelerinden) dâr-ul muhaciruna (Dâr-ul ?slam’a) ayr?lmaya (hicrete) davet et ve onlara haber ver ki bunu yapmalar? halinde Muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, Muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur.” Dolay?s?yla bu, bizim lehimize ve aleyhimize olanlar?n onlara da olmas?, yani hükümlerin onlar? da kapsamas? için hicret etmeyi ?art ko?an bir nasst?r. Hadisin mefhumu, hicret etmedikleri takdirde Muhacirler, yani dâr-ul ?slam’da olan kimseler için olanlar onlar için olmayacak demektir. Dolay?s?yla bu hadis, dâr-ul muhaciruna hicret edenler ile etmeyenler aras?ndaki hükümlerin farkl?l???n? beyan etmi?tir. Dâr-ul muhacirun ise dâr-ul ?slam olup onun d???ndakiler dâr-ul küfürdür. O halde tabiiyeti ifade eden ?ey ki?inin dâr-ul ?slam’da veya dâr-ul küfürde ikamet etmesidir. Dolay?s?yla ki?inin tabiiyetinin manas?, kendisi için ikamet yeri olarak raz? oldu?u dârd?r. Bu dâr, dâr-ul küfür mü yoksa dâr-ul ?slam m?d?r? E?er dâr-ul ?slam ise ona dâr-ul ?slam hükümleri intibak eder. Dolay?s?yla ki?i, ?slami tabiiyete sahip olur. E?er dâr-ul küfür ise ona dâr-ul küfür hükümleri intibak eder. Dolay?s?yla ki?i, ?slami tabiiyete sahip olmay?p ona dâr-ul küfür hükümleri tatbik edilir. Bundan dolay? hükümler, dâr-ul harpteki Müslüman? kapsamaz. Dolay?s?yla ona tebaal?k hakk? verilmez. Çünkü o, ?slami Devlet’in tabiiyetine sahip de?ildir. Hükümler dâr-ul ?slam’daki zimmiyi de kapsar. Dolay?s?yla ona tebaal?k hakk? verilir ve ?slami Devlet’in tabiiyetine sahip olur. Zimmi ise ?slam’dan ba?ka bir dini din edinen ve ?slam’dan ba?ka bir dini din edinme üzerinde baki kald??? sürece ?slami Devlet’in tebaas?ndan olan herkestir. Zimmi kelimesi, ahit manas?na gelen zimmet kelimesinden al?nm??t?r. Bizim zimmetimizde onlar için ahit olup onlara kendileriyle üzerinde sulh yapt???m?z ?eye göre muamele ederiz, onlara muamele ederken ve i?lerini güderken ?slam hükümlerine göre hareket ederiz. ?slam, zimmet ehlinin tebaal?k haklar?n? ve yükümlülüklerini garanti alt?na alan pek çok hüküm getirmi?tir. ?nsaftan (merhamet ve adaletten) bizler için olanlar zimmet ehli için de vard?r ve intisaftan (haklardan) bizler için olanlar onlar için de vard?r. ?nsaftan bizler için olanlar?n onlar için de olmas?na gelince; Allahuteala’n?n ?u kavlinin umumlu?undan kaynaklanmaktad?r: وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ “?nsanlar aras?nda hükmetti?inizde adaletle hükmedin.” Ve ?u kavlinden: وَلا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى “Bir topluma olan k?zg?nl???n?z sizleri adaletsizli?e sevk etmesin. Adaletli olunuz ki o, takvaya en yak?n oland?r.” Ve ehl-i kitap aras?nda hükmetme hakk?ndaki ?u kavlinden: وَإِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ “E?er hüküm verirsen, onlar?n aralar?nda adaletle hükmet.” ?ntisaftan bizler için olanlar?n onlar için de olmas?na gelince; Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Müslümanlar? cezaya çarpt?rd??? gibi kafirleri de cezaya çarpt?rmas?ndan kaynaklanmaktad?r. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bir kad?n? öldürmesinden dolay? ceza olarak bir Yahudiyi öldürmü?tür. Nitekim el-Buhari’nin rivayetinde Enes ?bn-u Malik’in ?öyle dedi?i geçmi?tir: خَرَجَتْ جَارِيَةٌ عَلَيْهَا أَوْضَاحٌ بِالْمَدِينَةِ قَالَ فَرَمَاهَا يَهُودِيٌّ بِحَجَرٍ قَالَ فَجِيءَ بِهَا إِلَى النَّبِيِّ وَبِهَا رَمَقٌ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فُلاَنٌ قَتَلَكِ فَرَفَعَتْ رَأْسَهَا فَأَعَادَ عَلَيْهَا قَالَ فُلاَنٌ قَتَلَكِ فَرَفَعَتْ رَأْسَهَا فَقَالَ لَهَا فِي الثَّالِثَةِ فُلاَنٌ قَتَلَكِ فَخَفَضَتْ رَأْسَهَا فَدَعَا بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَتَلَهُ بَيْنَ الْحَجَرَيْنِ “Medine’de üzerinde gümü? tak?lar olan bir cariye d??ar? ç?kt?. (Enes) dedi ki: “Bir Yahudi ona ta?la vurdu.” (Enes) dedi ki: “Bunun üzerine ölmek üzereyken Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e getirildi.” Resulullah ona dedi ki: “Seni falanca m? bu hale soktu?” (Hay?r dercesine) ba??n? kald?rd?. Ona tekrar dedi ki: “Seni falanca m? bu hale soktu?” (Hay?r dercesine) ba??n? kald?rd?. Üçüncü defa ona dedi ki: “Seni falanca m? bu hale soktu?” (Evet dercesine) ba??n? e?di. Bunun üzerine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] adam? getirterek onu iki ta??n aras?nda öldürdü.” Yine Aleyhi’s Salatu ve’s Selam’a, zina eden yahudi bir adamla yahudi bir kad?n getirildi. O da onlar? recm etti. El-Buhari, ?bn-u Ömer’den ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَهُودِيٍّ وَيَهُودِيَّةٍ قَدْ أَحْدَثَا جَمِيعًا فَقَالَ لَهُمْ مَا تَجِدُونَ فِي كِتَابِكُمْ قَالُوا إِنَّ أَحْبَارَنَا أَحْدَثُوا تَحْمِيمَ الْوَجْهِ وَالتَّجْبِيهَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ ادْعُهُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِالتَّوْرَاةِ فَأُتِيَ بِهَا فَوَضَعَ أَحَدُهُمْ يَدَهُ عَلَى آيَةِ الرَّجْمِ وَجَعَلَ يَقْرَأُ مَا قَبْلَهَا وَمَا بَعْدَهَا فَقَالَ لَهُ ابْنُ سَلاَمٍ ارْفَعْ يَدَكَ فَإِذَا آيَةُ الرَّجْمِ تَحْتَ يَدِهِ فَأَمَرَ بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ فَرُجِمَا “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e (zina eden) yahudi bir erkek ile yahudi bir kad?n getirilince onlara dedi ki: “Bu konuda kitab?n?zda ne buluyorsunuz?” Dediler ki: “Hahamlar?m?z yüzlerinin külle karart?lmas? ve hayvana ters bindirilmeleri cezas?n? koydular.” Abdullah ?bn-u Selam dedi ki: “Ey Allah’?n Resulü! Onlara Tevrat’? getirt.” Bunun üzerine Tevrat getirilince onlardan biri elini recm ayetinin üzerine koydu ve öncesi ile sonras?n? okumaya ba?lad?. Abdullah ?bn-u Selam ona dedi ki: “Kald?r elini.” Elinin alt?ndaki recm ayeti birden gözükünce Resulullah o ikisinin recmedilmesini emretti.” Müslümanlar himaye edildi?i gibi zimmet ehlinin de himaye edilmesi bizler üzerinde onlar?n bir hakk?d?r. Bu da Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?u kavlinden dolay?d?r: أَلا مَنْ قَتَلَ نَفْسًا مُعَاهِدًا لَهُ ذِمَّةُ اللَّهِ وَذِمَّةُ رَسُولِهِ فَقَدْ أَخْفَرَ بِذِمَّةِ اللَّهِ، فَلا يُرَحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ، وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ سَبْعِينَ خَرِيفًا “?yi bilin ki! Her kim Allah’?n ve resulünün zimmetinde olan bir muahidi öldürürse Allah’?n zimmetini çi?nemi? olur. Kokusu yetmi? y?ll?k yürüyü?ten al?nd??? halde cennetin kokusunu alamaz.” El-Buhari ise bu hadisi ?u laf?zla rivayet etmi?tir: مَنْ قَتَلَ مُعَاهَدًا لَمْ يَرِحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ وَإِنَّ رِيحَهَا تُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ أَرْبَعِينَ عَامًا “Her kim bir muahidi öldürürse kokusu k?rk y?ll?k yürüyü?ten al?nd??? halde cennetin kokusunu alamaz.” Müslümanlar?n i?lerinin güdülmesi ve mai?etlerinin garanti alt?na al?nmas? onlar için bir hak oldu?u gibi zimmet ehli için de bir hakt?r. Nitekim Ebi Vail’den o da Ebi Musa’dan veya ikisinden birinin isnad? ile Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?öyle dedi?i rivayet edilmi?tir: أَطْعِمُوا الْجَائِعَ، وَعُودُوا الْمَرِيضَ، وَفُكُّوا الْعَانِيَ “Aç kalan? doyurun, hastay? ziyaret edin ve esiri kurtar?n.” Ebû Ubeyd ?öyle demi?tir: “Zimmet ehli de böyledir. Onlar olmadan cihat edilir ve esirleri kurtar?l?r. Kurtar?l?rlarsa zimmetlerine ve ahitlerine serbest olarak geri dönerler. Bu hususta hadisler vard?r.” ?bn-u Abbas’tan ?öyle dedi?i rivayet edilmi?tir: Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Necran halk? ile sulh yapt?. Ebu Davud’un Sünen’inde tahric etti?i üzere hadiste ?u ifade geçmi?tir: عَلَى أَنْ لاَ تُهْدَمَ لَهُمْ بَيْعَةٌ، وَلاَ يُخْرَجَ لَهُمْ قَسٌّ، وَلاَ يُفْتَنُوا عَنْ دِينِهِمْ مَا لَمْ يُحْدِثُوا حَدَثًا أَوْ يَأْكُلُوا الرِّبَا “Bir olay ç?karmad?klar? veya riba yemedikleri sürece mabetlerinin y?k?lmamas?, k?ssislerinin ç?kar?lmamas? ve dinlerinden (dönsünler diye) fitneye dü?ürülmemeleri ?art?yla…” Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onlar?n hastalar?n? ziyaret ederdi. Nitekim el-Buhari, Enes’in ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: كَانَ غُلاَمٌ يَهُودِيٌّ يَخْدُمُ النَّبِيَّ فَمَرِضَ، فَأَتَاهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعُودُهُ، فَقَعَدَ عِنْدَ رَأْسِهِ فَقَالَ لَهُ: أَسْلِمْ، فَنَظَرَ إِلَى أَبِيهِ وَهُوَ عِنْدَهُ، فَقَالَ لَهُ: أَطِعْ أَبَا الْقَاسِمِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَسْلَمَ، فَخَرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ يَقُولُ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنْقَذَهُ مِنْ النَّارِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e hizmet eden yahudi bir çocuk vard? ve hasta oldu. Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ziyaret etmek için ona geldi. Ba?ucuna oturdu ve ona ?öyle dedi: “Müslüman ol!” Bunun üzerine yan?ndaki babas?na bakt?. Babas? ona dedi ki: “Eba Kas?m [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e itaat et.” Hemen Müslüman oldu. Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] d??ar? ç?karken ?öyle diyordu: “Onu ate?ten kurtaran Allah’a hamdolsun.” Bu da onlar? ziyaret etmenin, onlara hüsnü mua?erette ve ünsiyette bulunman?n caiz oldu?una delalet etmektedir. El-Buhari, Amr ?bn-u Meymun’dan Ömer ?bn-ul Hattab’?n ölümü s?ras?ndaki vasiyetinde ?öyle geçti?ini tahric etmi?tir: “Benden sonraki halifeye keza ve keza tavsiyede bulunuyorum. Ona Allah’?n ve Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in zimmetine göre ahitlerinde onlara vefal? olmas?n?, onlar?n arkas?ndan sava?mas?n? ve onlar? takatlerinin üstünde ?eylerle mükellef k?lmamas?n? tavsiye ediyorum.” Zimmiler itikatlar?nda ve ibadetlerinde serbest b?rak?l?rlar. Bu da Ebû Ubeyd’in el-Emval’de Urve kanal?yla tahric etti?i Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?u kavlinden dolay?d?r: Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Yemen halk?na bir mektup yazarak ?öyle dedi: مَنْ كَانَ عَلَى يَهُودِيَّتِهِ أَوْ نَصْرَانِيَّتِهِ فَإِنَّهُ لاَ يُفْتَنُ عَنْهَا، وَعَلَيْهِ الجِزْيَةَ “Yahudi veya Nasrani olan bir kimse dininden (dönsün diye) fitneye dü?ürülmez ve ona cizye gerekir.” Müslümanlardan “gümrük” vergisi al?nmad??? gibi zimmilerden de al?nmaz. Nitekim Ebû Ubeyd, el-Emval isimli kitab?nda Abdurrahman ?bn-u Ma’kal’den ?öyle dedi?ini tahric etmi?tir: “Ziyad ?bn-u Hudayr’a sordum: “Kimlerden ö?ür al?rd?n?z?” Dedi ki: “Müslümandan da muahidden de ö?ür almazd?k.” Dedim ki: “O halde kimlerden ö?ür al?rd?n?z?” Dedi ki: “Harbi tüccarlara geldi?imizde onlar bizden ö?ür ald??? gibi biz de onlardan al?rd?k.” Ö?ür ise gümrük vergisi olarak al?nan ?eydir. Böylece zimmiler de di?er tebaa gibi ?slami Devlet’in tebaas?ndan olup onlar?n da tebaal?k, himaye, mai?et garantisi, kendilerine güzellik, r?fk ve yumu?akl?kla muamelede bulunulma haklar? vard?r. Müslümanlar?n ordusuna kat?lma ve Müslümanlarla birlikte sava?ma haklar? vard?r. Ancak sava?ma yükümlülükleri olmad??? gibi cizye d???nda da mali bir yükümlülükleri yoktur. Dolay?s?yla Müslümanlara koyulan vergiler onlara koyulmaz. Hakim ve kâd? önünde, i?lerin güdülmesi, muamelatlar?n ve ukubatlar?n tatbik edilmesi s?ras?nda hiçbir ayr?m yap?lmaks?z?n onlara Müslümanlara bak?ld??? gibi bak?l?r. Dolay?s?yla zimmi, aynen Müslüman gibi sahip oldu?u haklar?n tamam?ndan faydalanaca?? gibi zimmet ahdine vefadan ve devletin emirlerine itaatten kendisine dü?en yükümlüklerle de sorumludur.
Böylece ister Müslüman isterse zimmet ehli olsun tebaal?kta önemli olan devlet tabiiyetidir. Dolay?s?yla tebaal?kta herhangi bir ayr?m?n olmas? caiz de?ildir. Bu da yönetim, yarg? ve i?lerin güdülmesi delillerinin genel olmas?ndan dolay?d?r. Zira Allah, ?öyle buyurmu?tur: وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ “(Allah) ?nsanlar aras?nda hükmetti?inizde adaletle hükmetmenizi (emreder).” Bu ayet, gerek Müslüman gerekse gayrimüslim olsun tüm insanlar için geneldir. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ?öyle buyurmu?tur: البَيِّنَةُ عَلَى الـمُـدَّعِي، وَالْيَمِينُ عَلَى مَنْ أَنْكَرَ “Davac?ya beyyine (kan?t) gerekir. ?nkar edene de yemin gerekir.” Bu hadis genel olup Müslüman? da gayrimüslimi de kapsar. Abdullah ?bn-u Zubeyr’den ?öyle dedi?i rivayet edilmi?tir: قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّ الْخَصْمَيْنِ يَقْعُدَانِ بَيْنَ يَدَيِ الْحَكَمِ “Resulullah iki hasm?n, hakimin önünde oturmalar?na hükmetti.” Bu hadis, genel olup Müslüman olsun gayrimüslim olsun her hasm? kapsar. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ?öyle buyurmu?tur: الإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ “?mam bir çoband?r ve güttüklerinden mesuldür.” Güttüklerinden kelimesi genel olup Müslüman?yla gayrimüslimiyle tüm tebaay? kapsar. Böylece tebaal??a ili?kin genel delillerin hepsi Müslüman ile gayrimüslim, Arap ile acem, beyaz ile siyah aras?nda herhangi bir ayr?m?n olmas?n?n caiz olmad???na delalet etmektedir. Bilakis ?slami tabiiyeti ta??yan insanlar?n tamam? hem i?lerinin güdülmesini, kanlar?n?n, ?rzlar?n?n ve mallar?n?n korunmas?n? hak etmeleri bak?m?ndan yönetici kar??s?nda hem de e?itlik ve adalet bak?m?ndan kâd?n?n kar??s?nda hiçbir ayr?m olmaks?z?n e?ittirler.