?ç Güvenlik Dairesinin çözmeye u?ra?t??? en önemli iç güvenlik tehditleri: Reddet (mürtet olmak), ba?y (devlete isyan), h?rabat (e?k?yalar), insanlar?n mallar?na sald?r?lar, insanlar?n canlar?na ve ?rzlar?na sald?r?lar, harbi kafirler için tecessüs yapan riybet (?üphe) ehliyle ili?ki kurulmas?.
Madde 72
Dahili Emniyet Dairesinin i?i, devletin iç güvenli?ini korumakt?r. ?ç güvenli?i tehdit edebilecek eylemlerden baz?lar? ?unlard?r:
?slam’dan irtidad etmek ve ba?y, yani gerek özel mülklere veya kamu mülklerine veya devlet mülklerine sald?rmakla birlikte grev yapmak, devletin hayati merkezlerini i?gal etmek ve oralarda oturma eylemleri yapmak gibi y?k?c? ve tahripkar eylemlerde bulunarak devlete isyan etmek yada gerekse devlet ile çarp??mak için silah ile devlete kar?? koymakt?r (ba?y).
?ç güvenli?i tehdit eden eylemlerden biri de hirâbedir, yani insanlar?n mallar?n?, insanlar?n canlar?na kastedip zorla alarak yol kesicilik yapmakt?r.
?ç güvenli?i tehdit eden eylemlerden bir di?eri de h?rs?zl?k, talan, ya?ma, gasp, (kapkaç) ve zimmete geçirme ?eklinde insanlar?n mallar?na yönelik sald?r?lar, darp, yaralama ve öldürme ?eklinde insanlar?n canlar?na yönelik sald?r?lar ve te?hir, kazf (zina suçlamas?nda bulunmak) ve zina (tecavüz) ?eklinde insanlar?n ?rzlar?na yönelik sald?r?lard?r.
Dahili Emniyet Dairesinin görevlerinden biri de ?üpheliler ile u?ra?mak, tehlikelerini ve zararlar?n? ümmetten ve devletten bertaraf etmektir.
??te bunlar iç güvenli?i tehdide yol açabilecek en bariz eylemlerdir. Dahili Emniyet Dairesi, tüm bu eylemlerden devleti ve insanlar? korumakla kaim olur. Bunun içindir ki her kim irtidad eder (?slam’dan döner), tövbe etmesi istendi?i halde dönmez ve böylece ölüme mahkum edilirse bu öldürme hükmünü infaz eder. E?er mürtetler topluluk halinde iseler onlar ile temasa geçip ?slam’a dönmelerini talep etmek kaç?n?lmazd?r. Tövbe edip dönerler ve ?er’i hükümlere sar?l?rlarsa, onlara sükût edilir. Riddeleri üzerinde ?srar ederlerse onlarla sava??l?r. E?er küçük bir topluluk iseler ve polis güçlerinin yaln?z ba??na onlarla sava?malar? mümkün ise Dahili Emniyet Dairesi onlarla tek ba??na sava??r. E?er büyük bir topluluk iseler ve polis güçlerinin yaln?z ba??na onlar?n hakk?ndan gelmeye güçleri yetmiyor ise Dahili Emniyet Dairesi, halifeden kendilerine destek vermek üzere askerî kuvvetler takviye etmesini talep etmelidir. E?er askerî kuvvetler yeterli olmuyorsa halifeden orduya kendilerine destek vermesini emretmesini talep etmelidir.
Mürtetler aç?s?ndan böyledir. Bâ?îlere gelince; e?er bunlar?n y?k?c? ve tahripkar eylemleri, grevler, gösteriler, hayati merkezleri i?galler, bununla birlikte özel ve devlet mülklerine ve kamu mülkiyetine yönelik sald?r?lar ve talanlar ile s?n?rl? silahs?z eylemler ise Dahili Emniyet Dairesi bu y?k?c? eylemleri durdurmak üzere polis güçlerini kullanmak ile yetinir. E?er polis yoluyla bu eylemleri durdurmaya güç yetiremezse halifeden askerî kuvvetler ile destek göndermesini talep eder ki devlete kar?? ç?kan o bâ?îlerin kalk??t??? bu y?k?c? ve tahripkar eylemleri durdurmaya güç yetirebilsin.
Devlete kar?? ç?kan bâ?îler; silah ta??y?p bir mekanda mevzile?irler ve Dahili Emniyet Dairesinin yaln?zca polis güçleri ile bast?ramayaca??, isyanlar?n?n üstesinden gelemeyece?i ve bertaraf edemeyece?i bir kuvvet haline gelirler ise asilere kar?? koyabilmek için halifeden askerî kuvvetler ile veya ihtiyaca göre ordu kuvveti ile destek göndermesini talep eder. Onlar ile sava?madan önce kendileri ile temasa geçer ve dertlerinin ne oldu?unu ö?renir. Sonra da isyandan itaate dönmelerini, topluma kat?lmalar?n? ve silahlar?n? b?rakmalar?n? talep eder. ?cabet ederler, tövbe ederler, dönerler ve ?er’i hükümlere sar?l?rlar ise yakalar?n? b?rak?r. Ama diretip isyanda ve sava?ta ?srar ederler ise onlara kar?? y?k?c? ve yok edici bir sava? ile de?il, bilakis usland?r?c? (yola getirmeye yönelik) bir sava? ile sava??r ki isyandan itaate dönsünler, ba?kald?r?lar?n? terk etsinler ve silahlar?n? b?raks?nlar. Aynen ?mam Ali ’?n Haricilere kar?? sava?mas? gibi. Nitekim evvela onlar? davet etti. E?er ba?kald?r?lar?n? terk etselerdi onlardan elini çekecekti. Ba?kald?r?lar?nda ?srar edince, onlara kar?? usland?r?c? bir sava? ile sava?t? ki isyandan itaate dönsünler, ba?kald?r?lar?n? terk etsinler ve silahlar?n? teslim etsinler.
Hirâbecilere gelince; onlar, insanlara sald?ran, yollar?n? kesen, insanlar?n mallar?n? zorla alan ve canlar?na kasteden yol kesicilerdir. Dahili Emniyet Dairesi onlar? takip etmek ve öldürüp asarak veya öldürerek veya ellerini ve ayaklar?n? çaprazlama keserek veya ba?ka bir yere sürgün ederek cezalar?n? vermek için üzerlerine polis güçlerini gönderir. Nitekim bu, ayet-il kerimede ?öyle beyan edilmi?tir: إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ أَوْ يُنفَوْا مِنْ الأَرْضِ “Allah’a ve resulüne kar?? harp edenlerin ve yeryüzünde fesat ç?karanlar?n cezas?, öldürülmeleri yahut as?lmalar? yahut el ve ayaklar?n?n çaprazlama kesilmesi yahut (bulunduklar? yerden) sürülmeleridir.” Onlar ile sava?mak, devlete kar?? ç?kan bâ?îler ile sava?mak gibi olmaz. Zira bâ?îler ile sava?, bir usland?rma (te’dib) sava??d?r. Velakin yol kesiciler ile sava?, öldürme ve asma sava??d?r. Onlar ile yüz yüze de sava??l?r, kaçt?klar?nda da sava??l?r ve ayette varit oldu?u ?ekilde muamele edilir. Her kim öldürür ve mal al?rsa, öldürülür ve as?l?r. Her kim öldürür ama mal almazsa, öldürülür ama as?lmaz. Her kim öldürmez ama mal al?rsa, öldürülmez ama elleri ve ayaklar? çaprazlama kesilir. Her kim öldürmez, mal almaz ama silah gösterip insanlar? korkutursa, öldürülmez, as?lmaz, elleri ve ayaklar? çaprazlama kesilmez, ama yaln?zca kendi beldesinden devlet içindeki ba?ka uzak bir beldeye sürgün edilir.
Dahili Emniyet Dairesi, güvenli?i korumak üzere polis güçlerini kullanmak ile yetinir ve polisten ba?kas?n? kullanmaz. Ancak polisin güvenli?i sa?lamada aciz kalmas? halinde, halifeden kendilerine destek vermek üzere ba?ka askerî kuvvetler veya gereken ihtiyaca göre ordu kuvveti takviye etmesini talep eder.
H?rs?zl?k, zimmete geçirme, talan ve ya?ma ?eklinde insanlar?n mallar?na yönelik sald?r?lar, darp, yaralama ve öldürme ?eklinde insanlar?n canlar?na yönelik sald?r?lar ve te?hir, kazf ve zina, ?eklinde insanlar?n ?rzlar?na yönelik sald?r?lara gelince; Dahili Emniyet Dairesi tüm bunlar?n engellenmesini, uyan?kl???, muhaf?zlar? ve devriyeleri vas?tas? ile yapar. Sonra mallara, canlara ve ?rzlara yönelik sald?r?ya kalk??anlara verilen kadâ (yarg?) hükümlerini infaz eder. Tüm bunlar için ise polis gücünden ba?kas?na ihtiyaç duyulmaz.
Düzenin korunmas?, iç güvenli?in denetimi ve bunlar?n tüm tenfizî yönlerinin yap?lmas? görevi polise yüklenir. Bu da Nebi ’in Kays ?bn-u Sa’d’? kendi emrinde bir Polis Sahibi konumuna getirdi?i daha önce geçen Enes hadisinden dolay?d?r. Bu da polisin yöneticinin emrinde olmas? gerekti?ine delalet etmektedir. Emrinde olmas?n?n manas?; ?eriat?n infaz?, düzenin korunmas?, güvenli?in sa?lanmas? için yöneticinin ihtiyaç duydu?u kolluk kuvveti olmas?d?r. Ayn? ?ekilde h?rs?zlar? takip etmek, fesat ehlinin ve ?erlerinden korkulanlar?n pe?ine dü?mek için gece devriyesi görevi yaparlar. Nitekim Abdullah ?bn-u Mesud, Ebî Bekir döneminde devriyelerin amiri idi. Ömer ?bn-ul Hattab ise gece devriyesini bizzat üstleniyor, azatl? kölesini de yan?na al?yordu. Kimi zaman Abdurrahman ?bn-u Avf’? yan?na ald??? da oluyordu. Dolay?s?yla baz? ?slami beldelerde esnaflar?n geceleri evlerini korumak için güvenlik görevlileri tutmalar? ya da devletin masraf?n? dükkan sahiplerine yükleyerek güvenlik hizmeti sa?lamas? gibi uygulamalar hatal?d?r. Çünkü bu i?, devriyedendir, sorumlusu devlettir ve polisin görevlerindendir. ?nsanlar, ne bu i?ten ne de bu i?in masraf?ndan sorumlu tutulamaz!
?üpheliler ile muameleye gelince; onlar, devletin veya toplumun veya hatta fertlerin varl??? üzerinde tehlikelerinden ve zararlar?ndan korkulan kimselerdir. Bu tür ?üpheliler devlet taraf?ndan takibe al?nmal?d?r. Her kim onlar hakk?nda herhangi bir ?ey ö?renirse, bunu derhal ihbar etmesi gerekir. Bunun delili, el-Buhari ile Muslim’in Zeyd ?bn-u Erkam’dan ?öyle dedi?ini rivayet etmeleridir: كُنْتُ فِي غَزَاةٍ، فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَيٍّ يَقُولُ: لاَ تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا مِنْ حَوْلِهِ، وَلَئِنْ رَجَعْنَا مِنْ عِنْدِهِ لَـيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمِّي أَوْ لِعُمَرَ، فَذَكَرَهُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَدَعَانِي، فَحَدَّثْـتُهُ ... “Gazvede idim. Abdullah ?bn-u Ubeyy’i ?öyle derken i?ittim: Resulullah’?n yan?ndakilere infak etmeyin ki etraf?ndan da??l?p gitsinler. E?er Medine’ye dönersek, andolsun en aziz olan en zelil olan? oradan ç?karacakt?r. Bunu hemen amcama veya Ömer’e zikrettim. O da Nebi ’e zikretti. O da beni ça??rd?. Ben de ona bildirdim…” Müslim’in rivayetinde, [فأتيتُ النبيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فأخبرتُه بذلك] “Nebi ’e geldim ve bunu ihbar ettim” diye geçmektedir. ?bn-u Ubeyy, s?k s?k muharip kafirlere gidip gelmesi ile tan?nmakta onlarla oldu?u kadar, Medine çevresindeki Yahudiler ve ?slam dü?manlar? ile de ili?kileri oldu?u bilinmekte idi. Burada bu konu üzerinde olabildi?ince dikkatli olmak gerekir ki Allah ’n?n [وَلاَ تَجَسَّسُوا] “Tecessüs yapmay?n!” kavlinden ötürü üzerinde tecessüs (istihbarat) yap?lmas? haram olan raiyye üzerinde tecessüsle kar??t?r?lmas?n. Dolay?s?yla konu burada, yaln?zca ?üpheliler ile s?n?rl?d?r.
?üpheliler; fiilen veya hükmen muharip kafirler ile s?k? ili?kiler içerisinde olan kimselerdir. Çünkü harbiye siyaseti ve Müslümanlara yönelik zarar?n engellenmesi bab?ndan muharip kafirler üzerinde casuslu?un caiz olmas?d?r. Nitekim bu hususta varit olan ?er’i deliller harp ehlini de kapsamaktad?r. Zira onlar fiilen harbî iseler üzerlerinde casuslu?un devlete vacip oldu?u aç?kt?r. Hükmen harbî iseler yine caizdir. Çünkü onlar ile sava?, her an beklenebilir.
Böylelikle raiyyenin fertlerinden muharip kafirler ile s?k? ili?kiler içerisinde olan her fert, üzerlerinde casuslu?un caiz oldu?u kimseler ile yani muharip kafirler ile ba?lant?lar?ndan ötürü ?üpheli konumda olur.
Bunun tafsilat? a?a??daki gibidir:
-
Fiilen muharip olan kafirler üzerinde tecessüs, devlete vaciptir. Daha önce geçen [ما لا يتم الواجب إلا به فهو واجب] “Kendisi olmad?kça vacibin tamamlanmayaca?? husus da vaciptir” kaidesi de bunu ilaveten peki?tirmektedir. Zira dü?man?n kuvvetini, planlar?n?, hedeflerini, stratejik konumlar?n? ve benzerlerini ö?renmek, dü?man?n hezimeti için laz?m unsurlard?r ve Harbiye Dairesi taraf?ndan üstlenilir. Keza bu, fiilen muharip kafirler ile ba?lant?s? bulunan raiyyeyi de kapsar. Çünkü as?l olan; raiyyeden olanlar?n fiilen muharipler ile hiçbir mutat ba?lant?s?n?n bulunmamas?d?r. Zira onlar ile alaka, ancak ve sadece harp alakas?d?r.
-
Hükmen muharip olanlar üzerinde tecessüs caizdir ve fiilen harbilere destek vermelerinden veya onlara kat?lmalar?ndan korkulmas? gibi zarar halinde ise devlete vaciptir. Nitekim hükmen muharip kafirler iki türdür:
Birincisi: Kendi ülkelerinde bulunan hükmen muharip kafirler ki onlar üzerindeki casuslu?u Harbiye Dairesi üstlenir.
?kincisi: Sefirler (elçiler), muahidler (anla?mal?lar) ve benzerleri gibi beldelerimize giren hükmen muharip kafirler ki onlar üzerindeki casuslu?u ve murakabeyi Dahili Emniyet Dairesi üstlenir.
??te Dahili Güvenlik Dairesi, raiyyeden, hükmen muharip kafirlerin beldelerimizdeki yetkilileri veya temsilcileri ile s?k? ili?kiler içerisinde olanlar üzerindeki casuslu?u ve murakabeyi üstlenir. Keza Harbiye Dairesi de raiyyeden, hükmen muharip kafirlerin kendi ülkelerindeki yetkilileri ve temsilcileri ile s?k? ili?kiler içerisinde olanlar üzerindeki casuslu?u ve murakabeyi üstlenir. Velakin ?u iki ?art ile:
Birincisi: Harbiye Dairesi ile Dahili Emniyet Dairesinin, hükmen muharip devletlerin yetkilileri veya temsilcileri üzerindeki murakabesi neticesinde -gerek içeride gerekse d??ar?da- raiyyeden kimilerinin bu kafirler ile olan ili?kilerinin normal olmayan ve dikkat çeken bir durum oldu?u aç??a ç?kmal?d?r.
?kincisi: Bu söz konusu iki dairenin aç??a ç?kard?klar? bu durum, hisbe kâd?s?na arz edilmeli ve hisbe kâd?s? da bu durum hakk?nda, bu s?k? ili?kinin ?slam’?n ve Müslümanlar?n aleyhinde muhtemel bir zarar oldu?u görü?ünde olmal?d?r.
E?er durum böyle ise Dahili Emniyet Dairesinin raiyyeden hükmen muharip kafirlerin beldelerimizdeki yetkilileri ve temsilcileri ile s?k? ili?kileri bulunan bu s?n?f üzerinde tecessüs yapmas? ve Harbiye Dairesinin de raiyyeden hükmen muharip kafirlerin kendi ülkelerindeki yetkilileri ve temsilcileri ile s?k? ili?kileri bulunan fertler üzerinde tecessüs yapmas? caizdir. Bütün bu geçenlere ili?kin deliller ise ?unlard?r:
-
Müslümanlara kar?? tecessüs, [وَلاَ تَجَسَّسُوا] “Tecessüs yapmay?n!” ayetinin nass? ile haramd?r. Bu, tecessüs konusunda genel bir yasaklamad?r ve tahsis edici delil varit olmad??? sürece genelli?i üzerinde kal?r. Ahmed ile Ebû Davad’un senedi ile el-Mikdâd ve Ebî Umâme’den ?öyle dediklerini tahric ettikleri hadis bunu tekit etmektedir: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِنَّ الأَمِيرَ إِذَا ابْتَغَى الرِّيبَةَ فِي النَّاسِ أَفْسَدَهُمْ “Resulullah ?öyle buyurdu: “Emir (yönetici) insanlar aras?nda ?üphe pe?ine dü?erse onlar? ifsat eder.” Bundan ötürü Müslümanlar üzerinde tecessüs haramd?r. Bu hüküm, devletin raiyyesinden olan zimmet ehli üzerine de intibak eder. Dolay?s?yla ister Müslüman isterse gayrimüslim olsunlar, raiyye üzerinde tecessüs yapmak haram olur.
-
?ster biz onlar ile sava?al?m isterse onlar bizimle sava?s?nlar, fiilen muharip kafirler üzerinde ve sefirler ve benzerleri türünden muâhid (anla?mal?) ve muste’min (emanl?, vizeli) olarak beldelerimize girenler gibi hükmen muharip kafirler veya kendi ülkelerinde bulunan hükmen muharip kafirler üzerinde tecessüs yapmak caizdir. Hatta fiilen muharipler üzerinde ve zarar halinde hükmen muharipler üzerinde tecessüs yapmak vaciptir.
Bunun delilleri Resulullah ’in sîretinde oldukça aç?kt?r. ??te bunlardan baz?lar?:
Sîret-i ?bn-i Hi?âm’da Abdullah ?bn-u Cah? Seriyyesi hakk?nda ?öyle geçti: “Resul ona bir mektup yazd? ve iki gün yol almad?kça içine bakmamas?n? emretti. Abdullah ?bn-u Cah? iki gün ilerledikten sonra Resulullah ’in mektubunu açt? ve içine bakt? ki ?öyle yaz?l?: إِذَا نَظَرْتَ فِي كِتَابِي هَذَا، فَامْضِ حَتَّى تَنْزِلَ نَخْلَةً بَيْنَ مَكَّةَ وَالطَّائِفِ، فَتَرَصَّدْ بِهَا قُرَيْشاً، وَتَعَلَّمْ لَنَا مِنْ أَخْبَارِهِمْ “Bu mektubuma bakt???n zaman, Mekke ile Taif aras?ndaki hurmal??a var?ncaya kadar ilerle! Orada Kurey?’i gözetle ve bize onlar?n haberlerini bildir!”
Yine Sîret-i ?bn-i Hi?âm’da Bedir Gazvesi hadiseleri hakk?nda ?bn-u ?shak’?n ?öyle dedi?i geçti: رَكِبَ رَسُولُ الله ِصَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم هُوَ وَأَبُو بَكْرٍ حَتَّى وَقَفَ عَلَى شَيْخٍ مِنَ العَرَبِ، فَسَأَلَهُ عَنْ قُرَيْشٍ وَعَنْ مُحَمَّدٍ وَأَصْحَابِهِ وَمَا بَلَغَهُ عَنْهُمْ، فَقَالَ الشَّـيْخُ: لاَ أُخْبِرُكُمَا حَتَّى تُخْبِرَانِي مِمَّنْ أَنْتُمَا؟ فَقَالَ رَسُولُ الله ِصَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم: إِذَا أَخْـبَرْتَنَا أَخْبَرْنَاكَ. قَالَ: أَذَاكَ بِذَاكْ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ الشَّيْخُ: ... وَبَلَغَنِي أَنَّ قُرَيْشاً خَرَجُوا يَوْمَ كَذَا وَكَذَا، فَإِنْ كَانَ الَّذِي أَخْـبَرَنِي صَدَقَنِي، فَهُمُ الْيَوْمَ بِمَكَانِ كَذَا وَكَذَا لِلْمَكَانِ الَّذِي فِيهِ قُرَيْشٌ، فَلَمَّا فَرِغَ مِنْ خَبَرِهِ قَالَ: مِمَّنْ أَنْـتُمَا؟ فَقَالَ رَسُولُ الله ِصَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم نَحْنُ مِنْ مَاءٍ، ثُمَّ انْصَرَفَ عَنْهُ، قَالَ يَقُولُ الشَّـيْخُ: مِنْ مَاءٍ، أَمْ مِنْ مَاءِ العِرَاقِ؟ ثُمَّ رَجَعَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم إِلَى أَصْحَابِهِ، فَلَمَّا أَمْسَى بَعَثَ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ وَالزُّبَيْرَ بْنَ العَوَّامِ وَسَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ فِي نَفَرٍ مِنْ أَصْحَابِهِ، رِضْوَانُ اللهِ عَلَيْهِمْ، إِلَى مَاءِ بَدْرٍ يَلْتَمِسُونَ الْخَبَرَ عَلَيْهِ، أَيْ عُـيُوناً عَلَى قُرَيْشٍ “Bizzat Resulullah ve Ebû Bekir yola koyuldular. Nihayet Araplardan bir ihtiyar?n yan?nda durdular. Ona Kurey?’ten, Muhammed’den ve ashâb?ndan ve onlar hakk?nda kendisine bildirilenlerden sordular. ?htiyar dedi ki: “Siz ikiniz kimlerden oldu?unuzu bana haber vermedikçe size haber vermem.” Resulullah dedi ki: “Sen bize haber verirsen, biz de sana haber veririz.” Dedi ki: “Bunun kar??l??? bu mu?” Dedi ki: “Evet!” ?htiyar dedi ki: “…?u ?u günde Kurey?’in ç?kt??? bana bildirildi. Bana haber veren do?ru söylediyse onlar bugün ?u ?u yerdedirler. [Kurey?’in bulundu?u yeri kastediyordu.]” Haberini bitirince “Siz kimlerdensiniz?” dedi. Bunun üzerine Resulullah “Bizler sudan?z” dedi ve ondan ayr?ld?. ?htiyar: “Sudan m?? Irak suyundan m? yoksa?” diyordu. Sonra Resulullah ashâb?na döndü. Ak?am oldu?unda, Ali ?bn-u Ebî Talib’i, ez-Zubeyr ?bn-ul Avvâm’?, Sa’d ?bn-u Ebî Vakkâs’? ve ashaptan birkaç neferi Bedir suyuna gönderdi ki bu hususta haber toplas?nlar, yani Kurey?’e kar?? tecessüs yaps?nlar.”
Yine ?bn-u Hi?âm’?n “Besbes ?bn-u Amr ve Adiyy ?bn-u Ebî’z Za?bâ Haberler ?çin Câsusluk Yap?yorlar” ba?l??? alt?nda nakletti?ine göre ?bn-u ?shak ?öyle dedi: وسمع عدي وبسبس ذلك (أي ما قالت الجاريتان على الماء من أخبار قريش) فجلسا على بعيريهما، ثم انطلقا حتى أتيا رسول الله صلى الله عليه وسلم فأخبراه بما سمعا “… Adiyy ve Besbes bunu [yani Kurey?’in haberlerini kendi aralar?nda konu?an su ba??ndaki iki cariyenin konu?tuklar?n?] dinlediler. Sonra develerinin üzerine oturdular ve Resulullah ’e ula??ncaya kadar hareket ettiler. Sonra dinlediklerini ona haber verdiler.”
Her ne kadar bu deliller, fiilen muharip olan Kurey?’e yönelik olsa da ayn? ?ekilde bu hüküm, kendileri ile harp edilmesi beklenebilecek hükmen muharipler üzerine de intibak eder. Ancak aradaki fark sadece dü?man?n hezimetine yönelik harp siyasetinin bunu gerektirmesinden dolay? fiilen muharip halinde vacip olmas? ve kendileri ile harp edilmesi beklenebilecek hükmen muharip halinde caiz olmas? ama zarardan korkulmas?, yani fiilen muhariplere destek vermelerinin veya kat?lmalar?n?n beklenmesi halinde yine devletin üzerine vacip olmas? bak?m?ndand?r.
??te böylece muharip kafirler üzerinde tecessüs yapmalar? Müslümanlara caizdir ve bunu üstlenmek de devlet üzerine vaciptir. Bu da geçen delillerde görüldü?ü gibi Resulullah ’in bununla kaim olmay? emretmi? olmas?ndan ve yine vak?as?n?n [ما لا يتم الواجب إلا به فهو واجب] “Kendisi olmad?kça vacibin tamamlanmayaca?? husus da vaciptir” kaidesi alt?nda olmas?ndan dolay?d?r.
Raiyyenin fertlerinden, ister Müslüman ister zimmî olsun ister bizim beldelerimizde ister onlar?n ülkelerinde olsun ister fiilen ister hükmen olsun her kim muharip kafirler ile s?k? ili?kiler içinde olursa i?te onlar ?üphelilerdir. Onlar üzerinde tecessüs yapmak ve haberlerini takip etmek caizdir. Çünkü onlar, üzerlerinde tecessüs yap?lmas? caiz olanlar ile s?k? ili?kiler içerisindedirler ve kafirler lehine ajanl?k yapmalar? halinde onlardan devlete zarar gelmesinden korkulur.
Velakin raiyyenin böylesi fertleri üzerinde casuslu?un caiz olmas? için bahsetti?imiz iki ?art?n gerçekle?mesi gerekir. Söz konusu iki ?art gerçekle?mezse ister Müslüman isterse zimmet ehlinden olsun daha önce zikredilen bu hususta varit olan nasslardan dolay? raiye üzerinde tecessüs haramd?r.
Harbiye Dairesi ise fiilen muharipler ile s?k? ili?kiler içerisinde olan ve keza kafirlerin ülkesindeki hükmen muharip kafirlerin yetkilileri ve temsilcileri ile s?k? ili?kiler içerisinde olan raiyyenin fertleri üzerindeki casuslu?u üstlenir. Dahili Emniyet Dairesi de beldelerimizdeki hükmen muharip kafirlerin yetkilileri ve temsilcileri ile s?k? ili?kiler içerisinde olan raiyyenin fertleri üzerindeki casuslu?u üstlenir.