A
18

Madde 86

Muhtesibin kendine, muhtesiblik ?artlar? ta??yan naipler seçme ve onlar? muhtelif yerlere gönderme hakk? vard?r. Bu naipler, tayin edildikleri mahallerde ve bölgelerde kendilerine b?rak?lan davalarda hisbe görevini yapma salahiyetine sahiptirler.

26 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence

Bu madde, muhtesibin tayin edildi?i s?rada tayininin, kendisine naipler tayin etme, yani kendisine halef k?lma hakk?n?n verilmesini kapsamas? ile mukayyettir. Fakat muhtesib, kâd?’l kudâ taraf?ndan tayin edilmi?se hem bunu hem de buna ilaveten onun tayininin kâd?lara kendilerine naipler, yani kendilerine halef k?lma hakk? vermeye hakk? oldu?unu kapsamas? ?art ko?ulur. Ancak kâd?’l kudân?n tayini, bunu kapsam?yorsa onun, tayin etti?i kimselere kendilerine naipler tayin etme, yani kendilerine halef k?lma hakk? vermeye hakk? yoktur. Dolay?s?yla muhtesibin, kendisine naipler tayin etme, yani kendisine halef k?lma hakk? yoktur. Dolay?s?yla ister muhtesib ister kâd? isterse mezâlim kâd?s? olsun kendisine halef k?lma hakk?na ancak halifenin bunu ona vermesi veya kadâya, yani kâd?’l kudâya, kâd?lar? tayin etme ve kâd?lardan tayin etti?i kimselere kendilerine halef k?lma, yani kendilerine naipler tayin etme hakk?n? vermesi ile sahip olur. Çünkü kâd?, kadây?, yani belirli bir kadây? -ki o, hisbe kadâs?d?r- üstlenir ve kendisine halef k?lma, yani kendisine naipler k?lma hakk? verilmezse, tayin salahiyetine sahip olmaz. Kâd?, mezâlim kâd?s? hepsi de ayn? ?ekildedir. Zira onlardan her birisi tayin metninin üzerine gerçekle?ti?i ?eye göre kadâya tayin olunmu?lard?r. Dolay?s?yla bunun d???ndakilere, yani tayin sözle?mesinde belirtilmedikçe kâd?lar tayin etme hakk?na sahip olamazlar. Bundan dolay? muhtesib, tayin emrinde belirtilmedikçe kendi i?lerini yapmas? için naipler tayin etme hakk?na sahip de?ildir ki ayn?s? kâd?’l kudâ için de geçerlidir. Kâd?n?n kendisine naip tayin etmesinin caiz olu?una gelince; çünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], kendisine bir mesele arz edildi?inde bu meselede kendisine naiplik edecek bir ki?iyi atad?. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelerek hizmetçisi oldu?u bir adam?n kar?s?yla zina eden o?lunun durumunu ona haber verip hüküm talep eden Ârabi’nin olay? hakk?nda Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ?öyle buyurmu?tur: وَاغْدُ يَا أُنَـيْسُ - رجل من أسلم - إِلَى امْرَأَةِ هَذَا، فَإِنِ اعْـتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا “Ey Üneys, -Esleme kabilesinden bir adam-  ?u kad?na git ve e?er itiraf ederse onu recmet.”

Bu da kâd?n?n, kendisine belirlenen bir hususta hüküm verecek bir naibi göndermeye hakk? oldu?una delalet etmektedir. Bir kâd? olmas? itibar?yla bu, muhtesib için de geçerlidir. Ancak kâd?n?n tayininin sahih olmas? için naibine tam bir kadâ, yani davaya bakmas? ve hüküm vermesi için tam bir yetki vermesi ?art? ko?ulur. Çünkü kadâ, ba?lay?c? olmak üzere hükmü bildirmektir ve bu manada bölünmeyi kabul etmez. Dolay?s?yla onu (davaya) bakmas? ve hüküm vermeyi terk etmesi ?eklinde tayin etmesi do?ru de?ildir. Bilakis kâd? olmas? ve kadâs?n?n da sahih olmas? için onu tam bir tayinle tayin etmelidir. Hatta fiilen hüküm vermese bile onun ameli sahih olur. Çünkü hükmün onun taraf?ndan verilmesi ?art de?ildir. Zira bir kâd?,  bir davaya bak?p onu tamamlamasa ve hüküm vermeden önce azledilse bu davaya ba?ka bir kâd?n?n bakmas? ve onun hakk?nda hüküm vermesi caizdir. Ayn? ?ekilde kâd?n?n naibinin de hüküm vermesi ?art de?ildir. Ancak onun tayininde (davaya) bakma ve hüküm verme salahiyetinin verilmesi, yani tayin edildi?i hususta kâd?n?n salahiyetinin tamam?na ili?kin bir kâd? olarak tayin edilmesi ?art? ko?ulur. Ayn? ?ekilde muhtesib de tayin edildi?i s?rada kendisine halef k?lma hakk? verilmi?se tayin edildikleri bir olayda veya tayin edildikleri bir mekanda (davaya) bakma ve hüküm verme salahiyetlerine sahip olan naipler atayabilir. Ayr?ca naip olarak atad??? ki?inin Müslüman, hür, bali? ve bakt??? davalar hususunda fakih olmas? ?art? ko?ulur. Yani muhtesibin kendisi için ?art ko?ulan ?eyler muhtesibe naip k?l?nan kimse için de ?art ko?ulur. Çünkü o da onun gibi bir kâd?d?r.