A
18

Madde 95

Hilafetin kurulmas?ndan önce yap?lan ve infaz edilen akitleri, muamelatlar? ve davalar?, ?u meselelerin olmas? d???nda bunlar? hilafet yarg?s? bozmaz ve yeniden de?erlendirmez:

  1. ?slam’a ayk?r? süregelen bir etkisinin olmas? halinde yeniden de?erlendirmelidir.

  2. Davan?n, ?slam’a ve Müslümanlara yap?lan ve önceki yöneticiler ile zümrelerinin sebep oldu?u bir eziyet ile ilgili olmas? halinde, halifenin bu davalar? yeniden de?erlendirmesi caizdir.

  3. Gasp eden ki?inin elindeki gasp edilmi? bir mal ile ilgili olmas? halindedir.

26 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence

Hilafet Devleti kurulmadan önce bitmi? ve sonuçlanm?? olan anla?malar, muamelatlar ve meselelerin uygulamas? Hilafet’ten önce sonuçland??? için taraflar? aras?nda sahih say?l?r, Hilafet’in karar?yla iptal edilmezler ve yeniden canland?r?lmazlar. Ayn? ?ekilde Hilafet kurulduktan sonra da bunlar hakk?ndaki bu tür davalar yeniden de?erlendirilmezler.

Ancak bundan ?u üç hal istisna edilir:

1- Uygulamas? bitmi? ve sonuçlanm?? olan meselenin ?slam’a ayk?r? süregelen bir etkisi olursa.

2- Mesele, ?slam’a ve Müslümanlara eziyet veren kimselerle ilgili olursa.

3- Mesele, bir gaspç?n?n elindeki mevcut gasp edilmi? bir mal ile ilgili olursa.

Hilafet Devleti kurulmadan önce uygulanmas? bitmi? ve sonuçlanm?? olan anla?malar, muamelatlar ve meselelerin iptal edilmemesine ve mezkur üç halin d???nda yeniden canland?r?lmamas?na gelince; çünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], dârlar? ?slam dâr? haline geldikten sonra cahiliye muamelatlar?n?, akitlerini ve meselelerini iptal etmemi?tir. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], (Mekke’nin) fethinden sonra hicret etti?i kendi evine geri dönmemi?tir. Zira Âkil ?bn-u Ebî Talib, -Kurey? kanunlar?na göre- Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in evi de dahil Müslüman olup hicret eden a?iretinin evlerine varis olmu?, onlarla ilgili tasarrufta bulunmu? ve onlar? satm??t?r.  O s?rada Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] için “siz hangi evinizde kalacaks?n?z” denildi?inde Sallallahu Aleyhi ve Sellem ?öyle dedi: وَهَلْ تَرَكَ لَنَا عَقِيلٌ مِنْ رِبَاعٍ “Âkil bize bir ev b?rakt? m? ki?” Ba?ka bir rivayette ise ?öyle demi?tir: وَهَلْ تَرَكَ لَنَا عَقِيلٌ مِنْ مَنْـزِلٍ “Âkil bize kalacak bir yer b?rakt? m? ki?”. Nitekim o, Resulullah ’in evlerini de satm??t?. Ama Resul ’in bunu (sat?? akitlerini) bozmad?. el-Buhari’nin Usâme ?bn-u Zeyd kanal?yla tahric etti?i hadis ?öyledir: أَنَّهُ قَالَ زَمَنَ الْفَتْحِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيْنَ تَنْـزِلُ غَدًا؟ قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَهَلْ تَرَكَ لَنَا عَقِيلٌ مِنْ مَنْـزِلٍ؟ “(Usâme) Fetih zaman? dedi ki: “Yâ Resulullah, yar?n nereye yerle?eceksin?” Nebi ?öyle buyurdu: “Âkil bize bir ev b?rakt? m? ki?” Ayn? ?ekilde varit olmu?tur ki; Ebâ el-Âs Bin er-Rabî Müslüman olup Medine’ye hicret etti?inde -ki kendisi Mekke’de ?irki üzere kal?rken han?m? olan Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in k?z? Zeynep Bedir’den sonra Müslüman olup hicret etmi?ti- Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], cahiliye de yap?lan akdi ikrar ederek k?z? Zeynep’i nikah akdini yenilemeden ona geri vermi?tir. ?bn-u Mâce, ?bn-u Abbas yoluyla ?öyle tahric etti: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَدَّ ابْنَتَهُ عَلَى أَبِي الْعَاصِ بْنِ الرَّبِيعِ بَعْدَ سَنَتَيْنِ بِنِكَاحِهَا الأَوَّلِ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], k?z?n? iki sene sonra ilk nikah? ile Ebî el-Âs Bin er-Rabî’ye geri verdi.” Ahmed’in rivayetinde ise ?öyle geçmi?tir: حَدَّثَنَا يَزِيدُ قَالَ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ عَنْ دَاوُدَ بْنِ حُصَـيْنٍ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَدَّ ابْنَتَهُ زَيْـنَبَ عَلَى أَبِي الْعَاصِ زَوْجِهَا بِنِكَاحِهَا الأَوَّلِ بَعْدَ سَنَتَيْنِ وَلَمْ يُحْدِثْ صَدَاقًا “Yezid bizlere tahdis ederek dedi ki: Muhammed ?bn-u ?shak Davud Bin Husayni’den onun da ?krime’den onun da ?bn-u Abbas’tan bize bildirdi?ine göre; Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Selem], k?z? Zeynep’i iki sene sonra hiçbir sadaka (mihr) istemeden ilk nikah? ile e?i Ebî el-Âs Bin er-Rabî’ye geri verdi.” Bu ise Ebu el-Âs’?n Müslüman olmas?ndan sonra olmu?tur.

?slam’a muhalif süregelen bir etkisi bulunan meselelerin canland?r?lmas?na gelince; Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ?slami Devlet’te ya?amaya ba?lamalar?ndan sonra insanlar?n üzerinde kalan ribay? kald?rm?? ve onlara yaln?zca anaparalar?n? b?rakm??t?r. Yani onlar Dâr-ul ?slam’da bulunmalar?ndan sonra, üzerlerinde kaladuran riba kald?r?lm??t?r. Nitekim Ebu Davud, Süleyman ?bn-u Amr’dan, o da babas?ndan ?öyle dedi?ini rivayet etti: سمعت رسول الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ في حجة الوداع يقول: أَلا إِنَّ كُلَّ رِبًا مِنْ رِبَا الْجَاهِلِيَّةِ مَوْضُوعٌ، لَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ لا تَظْلِمُونَ وَلا تُظْلَمُونَ “Resulullah ’i Veda Hacc?nda ?öyle derken i?ittim: “Dikkat edin! Cahiliye ribas?ndan her bir riba geçersizdir, sizin için (yaln?zca) anaparalar?n?z vard?r. Sak?n zulmetmeyin ve sak?n zulmedilmeyin!”

Benzer ?ekilde cahiliye kanunlar?na göre dörtten fazla evli olanlar, dâr-ul ?slam’dan sonra yaln?zca dördünü tutmaya mecbur edildiler. Nitekim et-Tirmizi, Abdullah ?bn-u Ömer’den tahric etti?ine göre, Gaylan ?bn-u Seleme es-Sekafî Müslüman oldu. Cahiliyede on han?m? vard?. Onlar da onunla birlikte Müslüman oldular. فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ يَتَخَيَّرَ أَرْبَعًا مِنْهُنَّ “Bunun üzerine Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] kendisine onlardan dördünü seçmesini emretti.”    

Binaenaleyh ?slam’a muhalif sürekli etkisi bulunan akitlerin bu etkisi Hilafet kuruldu?unda ortadan kald?r?l?r ve onu ortadan kald?rmak vaciptir.

Mesela Müslüman bir kad?n, henüz ?slam’a girmeyen bir Nasrani ile evlenmi? ise Hilafet’ten sonra bu akit ?er-i hükümlere göre feshedilir.

?slam’a ve Müslümanlara eziyet edenler ile alakal? meselelerin yeniden ele al?nmas?na gelince; bu, Resul ’in Mekke’nin fethinden sonra cahiliyede ?slam’a ve Müslümanlara eziyet eden birkaç ki?inin öldürülmelerini, hatta Kabe’nin örtüsüne tutunup kalsalar bile öldürülmelerini emretmi? olmas?ndan dolay?d?r. Oysa Ahmed ve Taberani’nin Amr ?bn-ul Âs’dan rivayetinde Resulullah ’in, الإسلام يجب ما قبله “?slam kendisinden öncekileri kald?r?r” dedi?i biliniyordu. Yani ?slam’a ve Müslümanlara eziyet eden kimseler bu hadisten istisna edilirler.

Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ?krime ?bn-u Ebî Cehl’i affetmesi gibi daha sonra onlardan baz?lar?n? affetmi?tir. Bundan ötürü halifenin, onlar hakk?ndaki meseleleri yeniden ele almas? da affetmesi de caizdir. Bu durum, hak sözü söyledikleri için Müslümanlara i?kence edenlere veya ?slam’a çatanlara da intibak eder. Dolay?s?yla, إِنَّ الإِسْلامَ يَجُبُّ مَا كَانَ قَـبْلَهُ “?üphesiz ?slam, kendisinden öncekileri kald?r?r” hadisi onlara intibak etmez. Bilakis onlar bundan müstesnad?rlar ve halifenin uygun gördü?ü ?ekilde onlar hakk?ndaki mesele canland?r?l?r.

Bir gaspç?n?n elindeki mevcut gasp edilmi? malla ilgili meselelerin yeniden de?erlendirilmesine gelince; çünkü Müslim, Vâil ?bn-u Hucri’nin ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: كُنْتُ عِنْدَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَتَاهُ رَجُلاَنِ يَخْتَصِمَانِ فِي أَرْضٍ فَقَالَ أَحَدُهُمَا إِنَّ هَذَا انْـتَزَى عَلَى أَرْضِي يَا رَسُولَ اللَّهِ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَهُوَ امْرُؤُ الْقَيْسِ بْنُ عَابِسٍ الْكِنْدِيُّ وَخَصْمُهُ رَبِيعَةُ بْنُ عِبْدَانَ قَالَ: بَيِّنَتُكَ، قَالَ: لَيْسَ لِي بَيِّنَةٌ، قَالَ: يَمِينُهُ، قَالَ إِذَنْ يَذْهَبُ بِهَا، قَالَ: لَيْسَ لَكَ إِلاَّ ذَاكَ، قَالَ: فَلَمَّا قَامَ لِيَحْلِفَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنِ اقْتَطَعَ أَرْضًا ظَالِمًا لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْـبَانُ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in yan?nda iken bir arazi hususunda has?mla?an iki adam geldi ve onlardan biri ­-ki o, ?mru’l Kays ?bn-u Âbis el-Kindî’dir ve onun hasm? ise Rabîa ?bn-u Iydân’d?r- dedi ki: Yâ Resulullah! ??te bu, cahiliye döneminde benim arazime atlad?. Allah’?n Resulü dedi ki: “Kan?t?n var m??” Dedi ki: “Kan?t?m yok.” Dedi ki: “Ona yemin gerekir.” Dedi ki: “Bu durumda onu al?r.” Allah’?n Resulü dedi ki: “Senin için bundan ba?ka yapabilece?im bir ?ey yok.” (Vâil) dedi ki: “(Rabîa) yemin etmek için aya?a kalk?nca Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ?öyle dedi: “Her kim zulmederek bir toprak parças? al?rsa üzerinde Allah’?n gazab? oldu?u halde ona kavu?ur.” Hadiste geçen [انتزى على أرضي] “Benim arazime atlad?” ifadesinin manas? ona galebe çald? ve ele geçirdi, yani onu gasp ederek ald? demektir.

Böylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], cahiliye döneminde oldu?unu bilmesine ra?men bir adam?n, arazisini gasp eden bir kimse hakk?ndaki davas?n? kabul etmi?tir.

Binaenaleyh herhangi bir kimsenin bir toprak parças?n? ele geçirmesi veya bir hayvan? yada bireylerin mülklerindeki bir mal? gasbetmesi veya kamu yada devlet mülkiyetindeki mallardan bir mal? ele geçirmesi gasp say?l?r ve bunlar hakk?ndaki davalar kabul edilir.

Bu üç hal d???ndakilere gelince; Hilafet’ten önceki akitler, muameleler ve davalar, -Hilafet’in kurulmas?ndan önce yap?lm?? ve infaz? tamamlanm?? oldu?u sürece- bozulmaz ve yeniden ele al?nmaz.

Mesela bir adam, okulun kap?lar?n? k?rd??? suçlamas?yla iki sene hapse mahkum edilmi?, Hilafet’in kurulmas?ndan önce bu iki seneyi tamamlam?? ve hapishaneden ç?km?? olsa, Hilafet’in kurulmas?ndan sonra da hapsedilmeyi hak etmedi?ini dü?ünerek bu suçlama ile kendisini hapseden kimseler hakk?nda dava açmak isterse bu dava kabul edilmez. Çünkü davas? görülmü?, hakk?ndaki hüküm verilmi? ve Hilafet’in kurulmas?ndan önce infaz? sona ermi?tir. Dolay?s?yla onun durumu Allah’a havale edilir.

Fakat bir adam on seneye mahkum edilmi?, bunun iki senesini geçirmi? ve sonra Hilafet kurulmu? ise burada halife buna bakabilir. Ya hakk?ndaki cezay? as?ldan ilga eder ve atfedilmi? suçlamadan beraat etmi? olarak hapishaneden ç?kar?l?r, ya geçirdi?i ile yetinilir, yani hakk?nda verilen hüküm iki sene olarak kabul edilerek hapishaneden ç?kar?l?r, ya da artakalan mahkumiyet incelenir ve raiyyenin ?slah? ile özellikle ?ah?slar?n haklar?na ili?kin meseleler ve dü?manl?klar? düzeltmek ile alakal? ?er-i hükümler gere?ince yeniden gözden geçirilir.