A
18

Madde 97

Maslahatlar, daireler ve idareler bölümlerinin idare etme siyaseti; nizamda basitlik, i?lerin infaz?nda çabukluk ve idarecilerde kifayet bulunmas? üzerine kuruludur. 

25 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence

Bu, bir maslahat?n (gerekli i?in) halledilmesinin vak?as?ndan al?nm??t?r. Zira maslahat sahibi (gerekli i?i olan kimse) ancak onu çabucak halletmeyi ve en mükemmel bir ?ekilde halletmeyi arzular. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ?öyle buyurmaktad?r:إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ الإحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ، وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذِّبْحَ  “?üphesiz ki Allah, her ?eyde ihsan? (mükemmel ve güzelce yap?lmas?n?) yazd?. O halde öldürdü?ünüz zaman ihsan ile öldürün ve (bir hayvan?) bo?azlad???n?zda, ihsan ile bo?azlay?n!” Dolay?s?yla i?lerin halledilmesinde ihsan (mükemmellik) ?eriat?n emridir. Maslahatlar?n halledilmesinde bu ihsana ula?mak için idarede ?u üç niteli?in bulunmas? kaç?n?lmazd?r: Birincisi: Nizamda (düzenlemede) basitliktir. Çünkü bu, kolayl??a ve sadeli?e götürür. Karma??kl?k ise zorluk ç?kar?r. ?kincisi: Muamelelerin (i?lemlerin) halledilmesinde çabukluktur. Çünkü bu, maslahat sahibi üzerinde hafifli?e, rahatl??a götürür. Üçüncüsü: ??in ba??na getirilenlerdeki kudret ve kifayettir. Bizatihi i?in performans? bunu gerektirdi?i gibi i?in ihsan ile (mükemmel bir ?ekilde) yap?lmas? da bunu gerektirir.

Bu üç niteli?e dair varit olan deliller ?unlard?r:

 

Basitlik:

- Ebî Musa muttefekun aleyh ve lafz? el-Buhari’ye ait olan hadisinde Saîd ?bn-u Ebî Burde’den o da babas?ndan o da dedesinden ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], onu ve Muaz ?bn-u Cebel’i gönderdi?inde o ikisine ?öyle dedi: يَسِّرَا وَلا تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلا تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا “Kolayla?t?r?n zorla?t?rmay?n! Müjdeleyin nefret ettirmeyin! (Hükümde) ihtilaf etmeyin!”

- Enes, muttefekun aleyh olup lafz? el-Buhari ve Müslim’e ait olan hadisinde Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: يَسِّرُوا وَلا تُعَسِّرُوا، وَسَكِّنُوا وَلا تُنَفِّرُوا ”Kolayla?t?r?n, zorla?t?rmay?n. Teskin edin, nefret ettirmeyin.”

- Amr ?bn-u Murre, el-Hakim’de geçen ve ez-Zehebî’nin sahihleyip muvafakat etti?i hadisinde Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i ?öyle derken i?itti?ini rivayet etmi?tir: مَنْ أَغْلَقَ بَابَهُ دُونَ ذَوِي الْحَاجَةِ وَالخِلَّةِ وَالْمَسْكَنَةِ، أَغْلَقَ اللَّهُ بَابَ السَّمَاءِ دُونَ خِلَّتِهِ وَحَاجَتِهِ وَفَقْرِهِ وَمَسْكَنَتِهِ “Her kim muhtaç, yoksul ve fakir (insanlara) kap?s?n? kapat?rsa Allah da seman?n kap?lar?n? onun ihtiyac?na, fakirli?ine ve yoksullu?una kapat?r.”

- Ebî Meryem el-Ezdî, el-Hakim’de geçen ve ez-Zehebî’nin sahihleyip muvafakat etti?i hadisinde Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i ?öyle derken i?itti?ini rivayet etmi?tir:مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ الْمُسْلِمِينَ شَيْئاً فَاحْـتَجَبَ دُونَ خِلَّتِهِمْ وَحَاجَتِهِمْ وَفَقْرِهِمْ وَفَاقَتِهِمْ، احْـتَجَبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ القِيَامَةِ دَونَ خِلَّتِهِ وَفَاقَتِهِ وَحَاجَتِهِ وَفَقْرِهِ “Her kim Müslümanlar?n i?lerinden bir i?i üstlenir sonra da onlar?n ihtiyaçlar?n?n, hacetlerinin, fakirliklerinin ve yoksulluklar?n?n (giderilmesine) engel olursa Allah Azze ve Celle de k?yamet gününde onun ihtiyac?n?n, yoksullu?unun, ihtiyac?n?n ve fakirli?inin (giderilmesine) engel olur.” el-Hakim, el-Mustedrak Alâ’s Sahiheyn’de bunun el-Buhari ve Muslim’in tahric etmedikleri isnad? ve ?ami isnad?n?n sahih bir hadis oldu?unu söyledi.

- Muaz, Ahmed’de geçen ez-Zeyn’in sahihledi?i hadisinde Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ النَّاسِ شَيْئًا فَاحْتَجَبَ عَنْ أُولِي الضَّعَفَةِ وَالْحَاجَةِ، احْـتَجَبَ اللَّهُ عَـنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ “Her kim Müslümanlar?n i?lerinden bir i?i üstlenir sonra da zay?f ve ihtiyaç sahibine engel olursa Allah da k?yamet gününde ona engel olur.”

??leri Bitirmede Çabukluk:

- Taberani, haklar?nda ihtilaf etti?i bir k?sm? d???nda ravileri sika olan bir isnat ile Ebî Hurayra’dan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: ِيَّاكُمْ وَالإِقْرَادُ. قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الإِقْرَادُ؟ قَالَ: يَكُونُ أَحَدُكُمْ أَمِيراً أَوْ عَامِلاً فَتَأْتِيهِ الأَرْمَلَةُ وَالمِسْكِينُ فَـيُقَالُ لَهُ: انْتَظِرْ حَتَّى يُنْظُرَ فِي حَاجَتِكَ، فَـيُتْرَكُونَ مُقْرَدِينَ لاَ تُقْضَى لَهُمْ حَاجَةٌ وَلاَ يُؤْمَرُونَ فَيَـنْصِرِفُونَ، وَيَأْتِي الرَّجُلُ الغَنِيُّ الشَّرِيفُ فَـيُقْعِدُهُ إِلَى جَانِبِهِ ثُمَّ يَقُولُ: مَا حَاجَتُكَ؟ فَيَقُولُ: كَذَا وَكَذَا. فَيَقُولُ: اقْضُوا حَاجَتَهُ وَعَجِّلُوا بِهَا “Sak?n ha el-ikrâdlardan olmay?n?z! Dediler ki: Ey Allah’?n Resulü el-ikrâd nedir? Dedi ki: Sizden birinizin emîr veya âmil olmas?, sonra ona bir dul ve bir miskin geldi?inde ona: “?htiyac?n giderilinceye kadar bekle denilerek ihtiyaçlar? giderilmeden terk edildikleri halde hiçbir talepte bulunmadan dönüp gitmeleridir. Soylu zengin bir adam geldi?inde ise onu yan?na oturtarak sonra ?öyle der: Senin ne ihtiyac?n var? O da der ki: Benim ihtiyac?n ?unlar ?unlard?. O da derki: Onun ihtiyac?n? acilen yerine getiriniz.”

- ?bn-u ?ubbe tarihinde ?bn-u ?ûzeb’den Ömer [RadiyAllahu Anh]’?n ?öyle dedi?ini rivayet etmi?tir: أيها الناس لا تؤخروا عمل اليوم لغد، فإنكم إن فعلتم ذلك تداركت عليكم الأعمال فلم تدروا بأيها تبدأون ما ضيعتم “Ey ?nsanlar! Bugünün i?ini yar?na ertelemeyin. ?ayet böyle yaparsan?z i?ler ba??n?za birikir de ihmal etti?iniz ?eylerin hangisinden ba?layaca??n?z? bilemezsiniz.”

- e?-?âfi, el-Umm’da rivayet etti ve ?öyle dedi:أنبأنا غير واحد من أهل العلم أنه لما قدم على عمر بن الخطاب ما أصيب من العراق، قال له صاحب بيت المال: أنا أدخله بيت المال. قال: لا ورب الكعبة لا يؤوى تحت سقف بيت حتى أقسمه “?lim ehlinden bir ço?u bize ?öyle haber verdi: “Irak’ta toplananlar Ömer ?bn-ul Hattab’a getirilince, Beyt-ul Mâl’?n sorumlusu ona dedi ki: “Ben onu Beyt-ul Mâl’a koyar?m.” Dedi ki: “Hay?r! Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki onu da??tmad?kça beytin çat?s? alt?nda kalmayacakt?r.”

- Ahmed ez-Zühd’de, ?bn-u AbdulBerr el-?stiyab’da ve ?bn-u Ebî Âs?m ez-Zühd’de Mücemma’dan ?öyle rivayet etmi?lerdir: أن علياً  كان يأمر ببيت المال فيكنس ثم ينضح ثم يصلي فيه رجاء أن يشهد له يوم القيامة أنه لم يحبس فيه المال عن المسلمين “Ali [RadiyAllahu Anh] Beyt-il Mâl’a emir oldu?unda onu süpürür sonra su serper sonra da k?yamet gününde oradaki hiçbir mal? Müslümanlardan esirgemedi?ine dair kendisine ?ahitlik yapaca??n? umarak orada salah k?lard?.”

 

Kifayet:

- Ahmed, hasen isnad ile Huzeyfe’den Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?öyle dedi?ini rivayet etti: إِنَّ قَـوْمـاً كَانُـوا أَهْلَ ضَعْفٍ وَمَسْكَنَةٍ قَاتَلَهُمْ أَهْلُ تَجَـبُّرٍ وَعَدَدٍ، فَأَظْهَرَ اللَّهُ أَهْلَ الضَّعْفِ عَلَيْهِمْ، فَعَمَدُوا إِلَى عَدُوِّهِمْ فَاسْتَعْمَلُوهُمْ وَسَلَّطُوهُمْ، فَأَسْخَطُوا اللَّهَ عَلَيْهِمْ إِلَى يَوْمِ يَلْقَوْنَهُ “Bir topluluk vard?r ki zay?f ve güçsüzdür. Güçlü ve say?ca (çok) bir topluluk onlarla sava??r. Allah, zay?f olan toplulu?u onlara galip k?lar. Bunun üzerine onlar dü?manlar?na kar?? haddi a?arak (kendilerine yak??mayacak ?ekilde) muamele ederler ve onlara musallat olurlar. Böylece Allah, onlara kendisiyle kavu?acaklar? güne kadar öfkelenir.”

- Müslim, Ebî Musa [RadiyAllahu Anh]’dan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?öyle dedi?ini rivayet etti: إِنَّا وَاللَّهِ، لاَ نُوَلِّي عَلَى هَذَا الْعَمَلِ أَحَدًا سَأَلَهُ، وَلاَ أَحَدًا حَرَصَ عَلَيْهِ “Vallahi biz, bu i?e ne onu isteyen ne de ona h?rs gösteren bir kimseyi görevlendirmeyiz.”

- el-Beyhaki, e?-?a’b’da Ömer’den ?öyle dedi?ini rivayet etti: لا يقضي بين الناس إلا حصيف العـقـل أريب العقدة لا يطلع منه على عورة ولا يحنق على جرة ولا تأخذه في الله لومـة لائـم “Hiçbir sorunu gözünden kaç?rmayan, öfkelenmeyen ve Allah için hiçbir k?nay?c?n?n k?namas?na ald?r?? etmeyen sorunu çözmede mahir, akl? selim bir kimseden ba?kas? insanlar aras?nda hüküm vermesin.”

- el-Hakim, el-Mustedrak’da ez-Zehebi’nin sahihleyip muvafakat etti?i Zeyd ?bn-u Eslem’den o babas?ndan o da Ömer [RadiyAllahu Anh]’dan onun arkada?lar?na ?öyle dedi?ini rivayet etti: تمنوا فقال بعضهم: أتمنى لو أن هذه الدار مملوءة ذهبا أنفقه في سـبـيل الله وأتصـدق وقـال رجل: أتمنى لو أنها مملوءة زبرجدا وجوهرا فأنفقه في سبيل الله وأتصدق ثم قال عمر تمنوا فقالوا: ما ندري يا أمير المؤمنين فقال عمر: "أتمنى لو أنها مملوءة رجالا مثل أبي عبيدة بن الجراح ومعاذ بن جبل وسالم مولى أبي حذيفة وحذيفة بن اليمان “Temenni edin. Baz?lar? dedi ki: “?sterdik ki ?u ev alt?nla dolu olsayd? da Allah yolunda infak ve tasadduk etseydik.” Bir adam dedi ki: “?sterdim ki zebercet (krizalit) ve mücevherlerle dolu olsayd? da Allah yolunda infak ve tasadduk etseydim.” Sonra Ömer dedi ki: “Temenni edin.” Dediler ki: “(Ne temenni edece?imizi) bilmiyoruz ey Emîrul      Müminin!” Ömer dedi ki: “?sterdim ki Ebî Ubeyde ?bn-u’l Cerrâh, Muaz ?bn-u Cebel, Ebî Huzeyfa’n?n mevlas? Sâlim ve Huzeyfe ?bn-u’l Yemân gibi adamlarla dolu olsun.”