A
18

Madde 111

Ümmet Meclisi ?u be? salahiyete sahiptir:

  1. a. Yönetim, ö?retim, sa?l?k, iktisat, ticaret, sanayi, ziraat ve benzeri i?ler gibi derin fikrî ara?t?rma ve ileri görü?lülük gerektirmeyen iç siyaset i?lerinin yürütülmesi ile ilgili amellerde ve amelî konularda halifenin Ümmet Meclisi ile isti?aresinde Ümmet Meclisinin halifeye verdi?i görü? ba?lay?c?d?r.
    b. Halife, derin ara?t?rma ve ileri görü?lülük gerektiren fikrî konularda, tecrübe ve dirayet gerektiren konularda, fennî ve ilmî konularda, ayr?ca maliye, ordu ve d?? siyasette Ümmet Meclisi ile isti?are edip görü?üne bakabilir. Ümmet Meclisinin bu hususlardaki görü?ü ise ba?lay?c? de?ildir.

  2. Halifenin, benimsemek istedi?i hükümleri ve kanunlar? Ümmet Meclisine havale etme hakk? vard?r. Ümmet Meclisinin Müslüman üyelerinin, bunlar? tart???p do?ru ve yanl?? yönlerini aç?klama haklar? da vard?r. Devletin benimsedi?i ?er-i usûllerden benimseme metodunda halife ile ihtilafa dü?erlerse, aralar?n?n ayr?lmas? Mezâlim Mahkemesine aittir. Mahkemenin bu husustaki görü?ü ba?lay?c?d?r.

  3. Dahilî, haricî, malî, askerî veya benzeri konularda, bilfiil devlette gerçekle?en tüm i?lerde Ümmet Meclisinin halifeyi muhasebe etme hakk? vard?r. Ço?unlu?un görü?ünün geçerli oldu?u hususlarda, meclisin görü?ü halifeyi ba?lay?c?d?r. Ço?unlu?un görü?ünün geçerli olmad??? hususlarda ise meclisin görü?ü halifeyi ba?lay?c? de?ildir.
    ?er-i aç?dan tamamlanm?? olan bir i? hususunda Ümmet Meclisi ile halife ihtilaf edecek olursa, ?eriata uygunlu?u bak?m?ndan kesin karar? vermesi için Mezâlim Mahkemesine müracaat edilir ve mahkemenin karar? ba?lay?c? olur.

  4. Ümmet Meclisinin muavinler, valiler ve âmiller aleyhine memnuniyetsizli?ini bildirme hakk? vard?r ve bu konudaki görü?ü halifeyi ba?lay?c?d?r. Halifenin de onlar? derhal azletmesi gerekir.

  5. Ümmet Meclisinin Müslüman üyeleri; Mezâlim Mahkemesinin, inikat ?artlar?na sahip olduklar?na karar verdi?i hilafet adaylar?n? seçme hakk?na sahiptir ve ço?unlu?unun bundaki görü?ü ba?lay?c?d?r. Bundan ötürü meclis taraf?ndan seçilenlerin haricindekilerden seçim yap?lmas? do?ru de?ildir.

28 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence

Bu madde, Ümmet Meclisinin salahiyetlerini aç?klamaktad?r. Bu salahiyetlerin delilleri a?a??daki gibidir:

Birinci Bent: a) Ara?t?rma ve dakik bak?? gerektirmeyen amelî i?lerde ve hususlarda Ümmet Meclisinin görü? bildirmesinin deliline gelince; Resulullah ’in, -kendisinin ve sahâbenin büyüklerinin Medine’de kal?nmas? ve d???na ç?k?lmamas? ?eklindeki görü?üne ra?men- Uhud muarakesinde, ordular?n kar??la?mas? için Medine d???na ç?k?lmas? ?eklindeki ço?unlu?un görü?üne uymas?ndan al?nm??t?r. Yine Ahmed’in rivayet etti?i Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Ebî Bekir ile Ömer ’ya yönelik ?u kavlinden al?nm??t?r: لَوِ اجْتَمَعْتُمَا فِي مَشُورَةٍ مَا خَالَفْتُكُمَ “Siz ikiniz bir me?verette birle?irseniz, ben size muhalefet etmem!” Bundan ötürü, raiyyenin ya?amlar?n? huzurlu sürdürmelerine yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi, güvenliklerinin korunmas?, ?ehirlerinin tahkim edilmesini, tehlikenin üzerlerinden uzakla?t?r?lmas? bak?m?ndan i?e götüren görü? ile alakal? tüm bu amelî hususlar, arzusuna ayk?r? olsa dahi halifeyi ba?lay?c? olmak üzere meclisteki ço?unlu?un görü?üne göre olur. Aynen Resul ’in, Uhud’a ç?karken kendi görü?üne ra?men, ço?unlu?un görü?üne uymas? hadisesinde oldu?u gibi.

Birinci Bent: b) Bunlarda aslolan, halifenin bu k?s?m i?leri ku?atmada yetkin olan âlimlerin, uzmanl?k erbâb?n?n ve ihtisas ehlinin görü?ünü almas?d?r. Aynen Resulullah ’in, Bedir muarakesinin konumunu seçmede Habbâb ?bn-ul Munzir’in görü?ünü ald??? zaman has?l oldu?u gibi. Nitekim Sîret-i ?bn-i Hi?âm’da ?öyle geçti: إِنَّهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، حِينَ نَزَلَ عِنْدَ أَدْنَى مَاءٍ مِنْ بَدْرٍ، لَمْ يَرْضَ الْحُـبَابُ بْنُ الْمُنْذِرِ بِهَذَا الْمَنْزِلِ، وَقَالَ لِلرَّسُولِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَرَأَيْتَ هَذَا الْمَنْزِلَ، أَمَنْزِلاً أَنْزَلَكَهُ اللَّهُ لَيْسَ لَنَا أَنْ نَتَقَدَّمَهُ وَلاَ نَتَأَخَّرَ عَنْهُ، أَمْ هُوَ الرَّأْيُ وَالْحَرْبُ وَالْمَكِيدَةُ؟ قَالَ: بَلْ هُوَ الرَّأْيُ وَالْحَرْبُ وَالْمَكِيدَةُ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، فَإِنَّ هَذَا لَيْسَ بِمَنْزِلٍ، فَانْهَضْ بِالنَّاسِ حَتَّى نَأْتِيَ أَدْنَى مَاءٍ مِنَ القَوْمِ فَنَـنْزِلَهُ، ثُمَّ نُغَوِّرُ مَا وَرَاءَهُ مِنَ القُلُبِ، ثُمَّ نَبْنِي عَلَيْهِ حَوْضاً فَنَمْلَؤُهُ مَاءً، ثُمَّ نُقَاتِلُ القَوْمَ فَنَشْرَبُ وَلاَ يَشْرَبُونَ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَقَدْ أَشَرْتَ بِالرَّأْيِ، فَنَهَضَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَنْ مَعَهُ مِنَ النَّاسِ، فَسَارَ حَـتَّى إِذَا أَتَى أَدْنَى مَاءٍ مِنَ القَوْمِ نَزَلَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أَمَرَ بِالْقُلُبِ فَغُوِّرَتْ، وَبَنَى حَوْضاً عَلَى القَلِيبِ الَّذِي نَزَلَ عَلَيْهِ، فَمُلِئَ مَاءً، ثُمَّ قَذَفُوا فِيهِ الآنِيَةَ “Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bedir suyundan uzak bir yere konaklad??? zaman Habbâb ?bn-ul Munzir bu konak yerine raz? olmad?. Bunun üzerine Habbâb, Resul ’e dedi ki: “Yâ Resulullah! Bu yer, ne ilerisine ne de gerisine gidemeyece?imiz, Allah’?n sana (vahiy ile) bildirdi?i bir yer midir? Yoksa bu görü?, harp ve harp hilesinden midir?” Dedi ki: “Bilakis bu, görü?, harp ve harp hilesindendir.” Bunun üzerine Habbâb dedi ki: “Yâ Resulullah! Buras? uygun bir yer de?ildir. O halde insanlar? kald?r da kavme [Kurey?’e] en yak?n suyun oraya gidelim ve oraya konaklayal?m. Sonra gerideki (kuyular?n) hepsini kapatal?m. Ard?ndan üzerine bir havuz yapal?m ve su ile doldural?m. Daha sonra kavim ile sava?al?m. Biz sudan içti?imiz halde, onlar içemezler.” Bunun üzerine Resulullah dedi ki: “Sen bir görü?e i?aret ettin.” Böylece Resulullah ve beraberindeki insanlar kalkt?lar. Kavme en yak?n suyun oraya var?ncaya kadar ilerleyip orada konaklad?lar. Sonra kuyular?n kapat?lmas?n? emretti, onlar da kapatt?lar. Üzerine konaklad??? kuyunun ba??na bir havuz yapt?lar ve su ile doldurdular. Sonra içerisine bir kap koydular.” Böylece Resul el-Habbâb’?n sözünü dinleyip onun görü?üne tabi oldu.

Bu hadisedeki gibi görü?, harp ve harp hilesi kabilinden olan hususlar?n kararla?t?r?lmas?nda insanlar?n görü?lerinin herhangi bir k?ymeti yoktur. Ancak uzman görü?üne bak?l?r. Buna benzer ara?t?rma ve dakik bak?? gerektiren teknik hususlarda, fikirlerde ve kezâ tariflerde, insanlar?n görü?lerine de?il, uzmanl?k erbâb?na ve ihtisas sahiplerine ba?vurulur. Zira bu konularda ço?unlu?un hiçbir k?ymeti yoktur bilakis yaln?zca ilmin, uzmanl???n ve ihtisas?n k?ymeti vard?r.

Malî i?ler de böyledir. Çünkü ?eriat, toplanacak mallar?n türlerini belirledi?i gibi bunlar?n harcama yönlerini ve yine vergilerin ne zaman konulaca??n? da belirlemi?tir. Buna göre ne mallar?n toplanmas?nda ne de harcanmas?nda insanlar?n görü?ünün bir önemi vard?r. Yine ordu da böyledir. Çünkü ?eriat, onun i?lerinin yürütülmesini halifeye ait k?lm?? ve cihat hükümlerini belirlemi?tir. Dolay?s?yla ?eriat?n kararla?t?rd??? hususlarda insanlar?n görü?ünün hiçbir önemi yoktur. Devletin kendisi d???ndaki devletler ile alakalar?na yönelik i?ler de böyledir. Çünkü bu, ara?t?rma ve dakik bak?? gerektiren fikirlerdendir ve bunun cihat ile alakas? vard?r. Hele de bu görü?, harp ve harp hilesi türündendir. Bundan ötürü ço?unlukla veya az?nl?kla olsun insanlar?n bu husustaki görü?ünün hiçbir önemi yoktur. Bununla birlikte halifenin kendileri ile haklar?nda isti?are etmek ve görü?ünü almak üzere bu hususlar? Ümmet Meclisine arz etmesi caizdir. Çünkü zât? itibariyle arz, mubahlardand?r. Üstelik Bedir hadisesinde sabit oldu?u gibi meclisin bu hususlardaki görü?ü ba?lay?c? da de?ildir. [إنما القرار لصاحب الصلاحية] “Karar ancak salahiyet sahibinindir.”

Birinci bendin (a) ile (b) f?kras? aras?ndaki fark? netle?tirmek için a?a??daki örnekleri veriyoruz:

Ula??m ve benzerleri bak?m?ndan uzak kalm?? bir köydeki insanlar?n maslahat?na hizmet etmek için bir nehrin üstüne köprü in?a edildi?i zaman meclis ço?unlu?unun bu husustaki görü?ü, köyün ula??m sorununun çözümü için köprü in?as? hususu halifeyi ba?lay?c? olur. Fakat köprü in?as? için teknik olarak uygun mekan?n seçiminde ve as?l? m? olmal? yoksa nehir içine çak?l? sütunlar üzerinde mi olmal? ve benzerleri gibi köprü için en ba?ar?l? mühendislik tasar?m?n?n kararla?t?r?lmas?nda, uzmanl?k ve ihtisas sahipleri ile isti?are edilir ve meclisin ço?unlu?una bak?lmaz.

Ayn? ?ekilde ?ehirlerdeki okullara ula??mda ciddi güçlük ile kar??la?an bir köyün çocuklar? için bir okul yap?lmas? konusunda Ümmet Meclisinin ço?unlu?unun görü?ü halifeyi ba?lay?c? olur. Tasar?ma elveri?li konumdaki toprak zeminin kuvveti bak?m?ndan okulun köydeki konumunun seçilmesi ve yine in?aat?n keyfiyeti, devletin o araziyi mülk edinip edinmeyece?i, yani sat?n m? almal? yoksa bir veya birkaç seneli?ine kiralamal? m? ve benzeri konularda uzmanl?k ve ihtisas sahipleri ile isti?are edilir ve meclisin ço?unlu?una bak?lmaz. Her ne kadar halifenin bu konularda kendileri ile isti?are etmeye hakk? olsa da onlar?n görü?ü ba?lay?c? de?ildir.

Ayr?ca su?ur [dü?man ile kar??la?ma hatt?] üzerinde bir belde hakk?nda beldenin güçlendirilmesi, ba??ndan dü?man tehlikesinin uzakla?t?r?lmas? ve herhangi bir dü?man sald?r?s?nda katliama ve ya?maya maruz kalmamasi bak?m?ndan Ümmet Meclisinin ço?unlu?unun görü?ü ba?lay?c? olur. Fakat bu tahkimat?n in?a keyfiyeti ve tehlikenin sav?lmas?nda hangi sava? araçlar?n?n kullan?laca?? gibi tüm bunlar hakk?nda uzmanl?k ve ihtisas sahipleri ile isti?are edilir ve meclisin ço?unlu?una bak?lmaz.

Ve hakeza…

?kinci Bent: Muhakkak ki [التشريع] te?rii (yasama) ancak ve sadece Allah’a aittir. Allahuteala ?öyle buyurdu: إِنْ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلَّهِ “Hüküm sadece Allah’a aittir.” Ve ?öyle buyurdu: فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا “Hay?r! Rabbine andolsun ki onlar aralar?nda ç?kan anla?mazl?klarda seni hakem k?l?p sonra da senin verdi?in hükme içlerinde hiçbir s?k?nt? duymaks?z?n tam bir teslimiyet ile teslim olmad?kça iman etmi? olmazlar!” Yine SallAllahu Aleyhi ve Selem’in اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَاباً مِّن دُونِ اللّهِ “Allah’? b?rak?p rahiplerini ve hahamlar?n? Allah’tan ba?ka Rabler edindiler...” ayetinin tefsirinde ?öyle geçti: et-Tirmizi, Adiyy ?bn-u Hâtim yoluyla ?öyle dedi?ini tahric etti: “Boynumda alt?ndan bir haç oldu?u halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yan?na geldim. Bana dedi ki: ‘Ey Adiy üzerinden ?u putu at! ’ Onu Berâ [et-Tevbe] suresindeki ?u ayeti okurken i?ittim: اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَاباً مِّن دُونِ اللّهِ “Allah’? b?rak?p rahiplerini ve hahamlar?n? Allah’tan ba?ka Rabler edindiler.” قَالَ: أَمَا إِنَّهُمْ لَمْ يَكُونُوا يَعْبُدُونَهُمْ، وَلَكِنَّهُمْ كَانُوا إِذَا أَحَلُّوا لَهُمْ شَـيْئًا اسْـتَحَلُّوهُ وَإِذَا حَرَّمُوا عَلَيْهِمْ شَـيْئًا حَرَّمُوهُ “Dedi ki: “?nsanlar ise onlara ibadet etmiyorlar velakin onlar kendilerine herhangi bir ?eyi helalle?tirdiklerinde o ?eyi helal say?yorlar ve onlar kendilerine herhangi bir ?eyi haramla?t?rd?klar?nda o ?eyi haram say?yorlard?.” Bundan ötürü te?rii, meclisin görü?ünden al?nmaz ne mutabakat ne de ço?unluk ile! Bilakis Allah’?n kitab? ve resulünün sünneti ile ir?at etti?i sahâbe icmâ? ve ?er-i k?yastan sahih içtihat yoluyla al?n?r. Bunun için Resul Hudeybiye Sulhu hakk?nda Müslümanlar?n ço?unlu?unun görü?ünü reddetmi? ve ?öyle buyurmu?tur: إِنِّي عَـبْدُ اللهِ وَرَسُولُهُ، وَلَنْ أُخَالِفَ أَمْرَهُ “?üphesiz ben Allah’?n kulu ve resulüyüm ve ben onun emrine asla muhalefet etmem!” Çünkü bu sulh, Allah Subhânehu’dan bir vahiy ile yap?lm??t?. ??te bu nedenle te?riide insanlar?n görü?üne ba?vurulmaz. ?er-i hükümler benimseme ile kanunlar ç?karma i?te bu esas üzere olur ve daha önce beyan etti?imiz gibi hükümler ve kanunlar benimsemek, yaln?zca halifenin salahiyetlerindendir. Bunlar ister kendi içtihad?ndan olsun isterse kendisi d???ndaki muteber müçtehitlerden olsun tüm bunlar ?er-i nasslardan al?n?r. Ancak bununla birlikte halifenin benimsemek istedi?i ?er-i hükümleri ve kanunlar?, haklar?ndaki görü?lerini ö?renmek üzere Ümmet Meclisine arz etmeye hakk? vard?r. Nitekim Ömer ?bn-ul Hattab ?er-i hükümler hakk?nda Müslümanlara ba?vurdu?unda böyle yapm??t? ve sahâbe kendisine kar?? ç?kmam??t?. Irak’ta fethedilen araziler hadisesinde de böyle olmu?tu. Müslümanlar kendisinden, fethettiklerini sava?ç?lara taksim etmesini talep etmi?lerdi de o insanlara sormu?tu. Sonra görü?ü, adam ba?? cizye ödemelerine ek olarak malum harac?n? ödemek ?art?yla arazilerin sahiplerinin elinde kalmas? lehinde istikrar bulmu?tu. ??te böylece Ömer, ondan önce de Ebu Bekir, ?er-i hükümler hakk?nda görü?lerini sorup alm??, sahâbe de kendilerine bu hususta kar?? ç?kmam??t?. ??te bu, sahâbenin bunun cevaz? üzerinde icmâ ettiklerine delildir.

Devlette benimsenmi? usule dayal? benimseme metodu bak?m?ndan bu kanunlar?n istinbat?n?n veya delillerinin s?hhati hakk?nda halife ile ?urâ Meclisi aras?nda ihtilaf ç?kmas? halinde Mezâlim Mahkemesine ba?vurulmas?na gelince; halifenin benimsedi?i hükme, ?er-i delilinin olup olmad??? ve delilin hadise üzerine intibak edip etmedi?i aç?s?ndan bakmak Mezâlim kâd?s?n?n salahiyetlerindendir. Bundan ötürü halife, meclis ile halifenin benimsedi?i hükmün sahih bir ?er-i hüküm olup olmad??? hakk?nda ihtilafa dü?tü?ü takdirde bu çeki?meyi Mezâlim kâd?s? halleder. Çünkü bu onun ihtisas?ndand?r ve Mezâlim Mahkemesinin görü?ü ba?lay?c?d?r.

Meclisin gayrimüslim üyelerinin, halifenin benimsemek istedi?i hükümlere ve kanunlara bakmaya haklar? yoktur. Bu, ?slam’a iman etmemelerinden dolay?d?r. Çünkü onlar?n yaln?zca yöneticinin üzerlerinde vukuu bulan zulümleri hakk?nda görü? belirtme haklar? vard?r. ?er-i hükümler ve kanunlar hakk?nda görü? belirtmeye de?il.

Üçüncü Bent: Bunun delili, yöneticilerin muhasebesi hakk?nda gelen nasslar?n genelli?idir. Ahmed, ?bn-u Ömer’den Resulullah ’in ?öyle dedi?ini rivayet etti: سَيَكُونُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ يَأْمُرُونَكُمْ بِمَا لاَ يَفْعَلُونَ، فَمَنْ صَدَّقَهُمْ بِكِذْبِهِمْ، وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ، فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ، وَلَنْ يَرِدَ عَلَيَّ الْحَوْضَ “Ba??n?zda öyle yöneticiler olacak ki kendi yapmad?klar?n? sizlere emrederler. Her kim onlar?n yalanlar?n? do?rular ve zulümlerinde onlara yard?m ederse benden de?ildir, ben de ondan de?ilim ve o, Havz?m?n ba??nda yan?mda da olmayacakt?r.” Ahmed, Ebî Saîd el-Hudrî’den Resulullah ’in ?öyle dedi?ini rivayet etti: ... أَلاَ إِنَّ أَفْضَلَ الْجِهَادِ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ “…Cihad?n en faziletlisi zalim bir sultân?n (yöneticinin) yan?nda (söylenen) hak sözdür.” el-Hakim, Cabir’den Nebîi’in ?öyle dedi?ini rivayet etti: سَـيِّدُ الشُّهَدَاءِ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَرَجُـلٌ قَـامَ إِلَى إِمَامٍ جَائِرٍ فَأَمَرَهُ وَنَهَاهُ فَقَتَلَهُ “?ehitlerin efendisi Hamza ?bn-u Abdulmuttalib’tir ve zalim yöneticiye kar?? ç?k?p ona (marufu) emreden ve onu (münkerden) nehyeden ve (bunun için) katledilen kimsedir.” Müslim, Ümmü Seleme ’dan Resulullah ’in ?öyle dedi?ini rivayet etti: سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ، فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ، وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ ... “Öyle yöneticileriniz olacak ki onlar? bileceksiniz ve reddedeceksiniz. Her kim tan?rsa berî olur her kim reddederse selâmeti bulur velâkin her kim de r?za gösterip tabi olursa…” ??te bu nasslar genel olup yöneticinin ?er-i hükümlere göre muhasebe edilmesi gerekti?ine ve bu muhasebenin tüm i?lere yönelik oldu?una delalet etmektedir. Buna göre meclisin halifeyi ve onun haricinde muavinleri, valileri ve âmilleri muhasebe etmesi bilfiil meydana gelen her i?e yönelik olur. ?ster ?er-i hükme bir ayk?r?l?k olsun ister bir hata olsun ister Müslümanlara ili?kin bir zarar olsun ister raiyyeye ili?kin bir zulüm olsun isterse raiyyenin i?lerinin yürütülmesinde bir aksakl?k olsun fark etmez. Halife, kendisinden kaynaklanan i?ler, sözler ve tasarruflar hakk?ndaki bak?? aç?s?n? ve gerekçesini beyan ederek muhasebeye ve itirazlara kar??l?k vermelidir ki meclis, i?lerin ve hususlar?n iyi gitti?inden ve halifenin istikamet üzere bulundu?undan mutmain olsun. Meclisin, halifenin bak?? aç?s?n? kabul etmemesi ve gerekçesini reddetmesi halinde ise bak?l?r: E?er bu, -birinci bendin (a) f?kras?ndaki durumlar gibi- ço?unlu?un görü?ünün ba?lay?c? oldu?u durumlar hakk?nda ise meclisin o husustaki görü?ü ba?lay?c? olur. Ancak e?er görü?ü, -birinci bendin (b) f?kras?ndaki gibi durumlar- hakk?nda ise ba?lay?c? de?ildir. Mesela e?er muhasebe, önceki örnekte geçen okulun neden yap?lmad??? hakk?nda olursa bu muhasebe ba?lay?c? olur. E?er muhasebe, okulun neden falan?n tasar?m? ile de?il de filan?n tasar?m? ile in?a edildi?i hakk?nda olursa bu muhasebe ba?lay?c? olmaz.

Muhasebe edenler, yönetici ile i?lerden bir i?in ?er-i yönden olup olmad??? hakk?nda ihtilafa dü?erlerse, meclisin talebi üzerine Mezâlim Kadâs?na ba?vurulur. Bu da Allahuteala’n?n ?u kavlinden dolay?d?r: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Resul’e itaat edin ve sizden olan ulul emre de! E?er bir hususta çeki?irseniz, onu Allah’a ve Resul’e götürün!” Bu da demektir ki e?er herhangi bir konuda ulul emir (yönetim sahipleri) ile anla?mazl??a dü?erseniz onu Allah’a ve resulüne götürün yani ?eriat?n hakemli?ine ba?vurun, Ey Müslümanlar! ?eriat?n hakemli?i, kadâya ba?vurmakt?r. Bunun için Mezâlim Mahkemesine ba?vurulur ve onun görü?ü ba?lay?c?d?r. Çünkü bu durumda mahkeme, ihtisas sahibidir.

Dördüncü Bent: Bunun delili, Resulullah ’in Bahreyn Âmili Alâ ?bn-u Hadramî’yi, Abdu Kays heyetinin onu Resul ’e ?ikayet etmesinden dolay? azletmesidir. ?bn-u Sa’d, Muhammed ?bn-u Ömer yoluyla ?öyle rivayet etti: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ  قَدْ كَتَبَ إِلَى العَلاءِ بْنِ الْحَضْرَمِيِّ أَنْ يَقْدَمَ عَلَيْهِ بِعِشْرِينَ رَجُلاً مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ، فَقَدِمَ عَلَيْهِ بِعِشْرِينَ رَجُلاً رَأْسُهُمْ عَبْدُ اللهِ بْنُ عَوْفٍ الأَشَجِّ، وَاسْـتَخْلَفَ العَلاَءُ عَلَى البَحْرَيْنِ الْمُنْذِرَ بْنَ سَاوَى، فَشَكَا الوَفْدُ العَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ، فَعَزَلَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَوَلَّى أَبَانَ بْنَ سَعِيدِ بْنِ العَاصِ، وَقَالَ لَهُ: اسْتَوْصِ بَعَبْدِ القَيْسِ خَيْراً، وَأَكْرِمْ سَرَاتَهُمْ “Resulullah el-Alâ ?bn-ul Hadrâmî’ye, Abdu Kays’tan yirmi (20) ki?ilik bir grupla Medine’ye gelmesi için bir mektup yazd?. Ba?kanl???n? Abdullah ?bn-u Avf el-E?ecc’in yapt??? yirmi (20) ki?ilik grup Medine’ye geldi. el-Alâ, Bahreyn’de yerine el-Munzir ?bn-u Sâvâ’y? halef b?rakt?. Heyetin, el-Alâ ?bn-ul Hadrâmî’den ?ikayetçi olmas? üzerine Resulullah onu azletti ve yerine Ebân ?bn-u Saîd ?bn-ul Âs’a velayet verdi ve ona ?öyle dedi: Abdi Kays’a hay?r tavsiye et, liderlerine de ikramda bulun!” Yine Ömer ?bn-ul Hattab, insanlar?n kendisi hakk?ndaki mücerret ?ikayeti üzerine Sa’d ?bn-u Ebî Vakkâs’? valilikten azletti ve ?öyle dedi: إِنِّي لَمْ أَعْزِلْهُ عَنْ عَجْزٍ، وَلاَ عَنْ خِيَانَةٍ “Ben onu ne bir acziyetten ne de bir h?yanetten ötürü azlettim.” Bu da vilayet halklar?n?n, valilerine ve emirlerine öfkeli olduklar?n? ve onlardan raz? olmad?klar?n? aç??a vurmaya haklar? oldu?una, halifenin bu durumda onlar? azletmesi gerekti?ine delalet etmektedir. Yani Vilayet meclislerini ve keza -vilayetlerdeki tüm Müslümanlar?n vekil olmas? bak?m?ndan- Ümmet Meclisinin, valilerden ve âmillerden raz? olmad?klar?n? aç??a vurmaya hakk? vard?r ve halifenin ilgili Vilayet Meclisinin ço?unlu?unun veya Ümmet Meclisinin ço?unlu?unun ?ikayet etmesi halinde onlar? azletmesi gerekir. Bu iki meclisin ayr??mas? halinde öncelik Vilayet Meclisinindir. Çünkü o, valinin ahvali hakk?nda Ümmet Meclisinden daha dirayetli, daha bilgili ve daha vak?ft?r.

Be?inci Bent: ?ki meselesi vard?r:

Birincisi, adaylar?n s?n?rland?r?lmas?d?r ve ikincisi de s?n?rland?rman?n önce alt? (6) ile sonra iki (2) ile olmas?d?r.

Birincisine gelince; ra?id halifelerin nasbedilme keyfiyetinin izlenmesinden aç??a ç?kmaktad?r ki adaylar için do?rudan Müslümanlar?n temsilcilerince veya kendilerine niyabeten adaylar? s?n?rland?rmak üzere halifeden bunu talep etmeleri ile yap?lan bir s?n?rland?rma vard?r.

Benî Sâ’ide sakîfesindeki adaylar; Ebâ Bekir, Ömer, Ebâ Ubeyde ve Sa’d ?bn-u Ubade idi ve onlar ile yetinildi. Yani adayl?k onlara s?n?rland?r?ld? ki bu, sakîfedekilerin muvafakati ile ard?ndan Ebâ Bekir’e pe?i s?ra biat veren sahâbenin muvafakati ile yap?ld?.

Ebî Bekir son zamanlar?nda, kendisinden sonra Hilafet mans?b? hakk?nda kendileriyle görü? al??veri?inde bulunarak Müslümanlar ile yakla??k üç ay isti?are etti. Bu hususta onunla tart??t?ktan sonra kendilerine Ömer’i aday göstermesine yani adayl??? tek bir ki?i ile s?n?rland?rmas?na muvafakat ettiler.

S?n?rland?rma, Ömer ’in hançerlenmesinden sonra daha aç?k ve daha net oldu. Sahabeler ondan kendileri için aday göstermesini talep ettiler. O da alt? (6) aday belirleyip di?erlerine engel oldu. Bilindi?i gibi bu hususta sertlik de gösterdi.

Ali ’in biatinde ise kendisi tek aday idi ve kendisinden ba?ka bir aday da yoktu. Dolay?s?yla orada s?n?rland?rmaya da gerek yoktu.

Bu s?n?rland?rma, Müslümanlar?n gözü önünde yap?ld?. Bu, caiz olmasayd? kar?? ç?k?lacak veya uygulanamayacak hususlardand?. Zira bu hususta ba?kalar?n?n adayl?k hakk? engellenmekteydi. Bundan ötürü Hilafet’e aday olanlar?n s?n?rland?r?lmas?, icmâ-us sahâbe ile caizdir. Dolay?s?yla ümmetin yani temsilcilerinin adaylar? s?n?rland?rma hakk? vard?r. Bu, ister do?rudan ümmet yoluyla olsun isterse önceki halifenin kendilerine niyabeten s?n?rland?rma ile yetkilendirilmesi yoluyla olsun fark etmez.

Bu, s?n?rland?rma bak?m?ndan idi. S?n?rland?rman?n ba?lang?çta alt? (6) ile olmas? ise Ömer ’in fiiline istinadendir. Ondan sonra s?n?rland?rman?n iki (2) ile olmas? da Abdurrahman ?bn-u Avf ’in fiiline istinadendir. Biatin, Müslüman seçmenlerin ço?unlu?u ile olmas? manas?n?n gerçekle?mesi için de böyledir. Zira adaylar ikiden fazla olursa, oylar?n mesela yüzde otuz (%30) oran?n? alan seçimi kazanm?? olur. Yani ço?unlu?un -ki bu yüzde elliden (%50) fazlas?d?r- daha az?n? alarak kazanm?? olur. Oysa adaylar?n ikiden fazla olmamas? halinde kazanan için salt ço?unluk gerçekle?mi? olur.

Ümmet Meclisinin alt?ya (6) ve ikiye (2) s?n?rland?rmas?n?n, Mezâlim Mahkemesinin inikad ?artlar?na sahip olduklar?na karar verdi?i adaylar aras?ndan olmas?na gelince; bu, Ümmet Meclisinin bu s?n?rland?rmay? aralar?ndan halifenin seçilmesi için yap?yor olmas?ndan dolay?d?r. Yani adaylarda inikad ?artlar?n?n bulunmas? kaç?n?lmazd?r. Bundan ötürü Mezâlim Mahkemesi, hilafete aday olanlardan inikad ?artlar?na sahip olmayanlar? uzakla?t?r?r. Ard?ndan Ümmet Meclisi, mahkemenin inaikad ?artlar?na sahip olduklar?n? kararla?t?rd??? adaylar aras?nda s?n?rland?rma i?lemini yapar.

??te be?inci bent bunun için vard?r.